Arkitera Mimarlık Merkezi - Proje
http://www.arkiv.com.tr/proje/index
2000 yılından beri İstanbul'da faaliyet gösteren Arkitera Mimarlık Merkezi, mimarlık kültürünün gelişmesi için ulusal ve uluslararası alanda çalışan Türkiye'nin ilk bağımsız mimarlık merkezidir.
-
Ovalbahçe
http://www.arkiv.com.tr/proje/ovalbahce/15192
Emine Merdim Yılmaz
<img src="http://galeri3.arkitera.com/var/resizes/ovalbahce/ovalbahce (1).jpg.jpeg" width="1000" /><br/>Tasarım Ekibi : Ali Herkül Çelikkol<br>Mimarlık Ofisi : Ali Herkül Çelikkol Mimarlık Ofisi<br><br>Ovalbahçe, İstanbul, Sancaktepe'de planlanmış bir toplu konut projesidir. Proje alanı, kuzeyde eski Sarıgazi Mezarlığı, güneyde Hava Kuvvetleri Komutanlığı alanı arasında yer almaktadır.
<br><br><p>Arsa cidarlarının birbirinden, coğrafi bakımdan oldukça değişken özelliklere sahip olması, strateji olarak, aynı mimari dili kullanarak değişken yanıtlar aramaya yönel- dik. Bu temel düşüncenin biçime yansıması; farklı coğrafi hareketlerin, farklı "iç"ler-le bir arakesiti olarak karşımıza çıkmaktadır.</p>
<p>Bölge açısından olumlu mikroklima olanakları ve manzara arsanın güneybatısına doğru uzanmakta. Bu yönde oluşturulan ardışık bahçeler, yeşil ufka doğru açılmış, kuzeyde ise olumsuz iklim ve görüş koşullarından dolayı tümüyle kapatılmıştır.</p>
<p>Ovalbahçe, günümüz konut üretiminde sıklıkla görülen, hızlı üretimin beraberinde getirdiği standartlaşma ve tekrarların oluşmasına karşıt bir anlayışla tasarlandı.</p>
<p>Konut tipleri, blok başında, ortasında ve sonunda, zemin ve üst katlarda sürekli olarak değişkenlik göstermektedir. Projede 50 den fazla farklı konut tipi bir araya getirilmiştir. Bu toplu ve çoklu düzen içinde, kendi bireyselliğini hissetme gereksi-nimini duyan insana biraz olsun yaklaşabilme amacını taşımaktadır.</p>
<p>Doğa ortak paydası çevresinde yatay yerleşim düzeni ile doğa ve komşuluk ilişkileri kolaylaştırılmıştır.</p>
<p>Kütlelerin arasında şekillenen farklı kotlarda bahçeler, birbirileriyle ilişkilendirilmiş-tir. Bu ilişki, site çevresini saran ring yol ve blokların zeminlerinde bulunan "geçitler aracılığıyla iki ayrı eksende kurgulanmıştır.</p>
<p>Kapalı Yüzme Havuzu, spor merkezi, alışveriş birimi, kafeterya ve çocuk evinden oluşan bütün sosyal tesisiler ve garajlar yeşilin altında yer almaktadır.</p>
<p>İnşaat alanının yoğunluğuna karşın, yine de doğa ile daha yumuşak ve sakin bir birlikteliğin koşulları aranmıştır.</p>
Thu, 27 Mar 2025 10:09:13 EET
-
Araz Evi
http://www.arkiv.com.tr/proje/araz-evi/15191
Emine Merdim Yılmaz
<img src="http://galeri3.arkitera.com/var/resizes/araz-evi/20230801_Pimodek_Gokturk107080 2 copy.jpg.jpeg" width="1000" /><br/><br>Mimarlık Ofisi : Pimodek Mimari Tasarım - Uygulama<br><br>İstanbul Kemerburgaz'da konumlanan Araz Evi, Pimodek Mimarlık tarafından 2023 yılında tasarlandı. <br><br><p>2013 yılında inşa edilen Pasifik Konakları'nda bulunan müstakil konut yapısının bütüncül şekilde ele alınarak iç mekanının yeniden tasarlanması ve bu anlamda günümüz koşullarına cevap veren çağdaş bir yaşam alanı yaratmak için yapılan müdahaleler projenin kapsamını oluşturdu.</p>
<p>500 metrekareye yayılan 4 katlı yaşam alanının tasarım sürecinde öncelikli olarak, 3 kişilik bir aile olan ev sahiplerinin istekleri, alışkanlıkları, rutinleri ve günlük yaşam akışları göz önünde bulundurularak mekan organizasyonu oluşturuldu. Bu doğrultuda, orijinal halinde kapalı planlı mekanlar barındırarak ev sahiplerinin yaşam akışlarına fonksiyonel ve estetik açıdan cevap vermeyen evin, dış cephesi korunarak içi tamamen yıkıldı ve yeniden tasarlandı.</p>
<p>Salon ve mutfak, evin kalbi olarak düşünülen zemin katta planlandı. Lineer planlı salonda; oturma alanı, yemek alanı ve şömineli dinlenme alanı bir arada kurgulanırken, bu mekana proje kapsamında eklenen mimari kabuk, arzulanan çağdaş tasarım yaklaşımının önemli bir tamamlayıcısı oldu. Salon ile ilişki kuracak şekilde tasarlanan mutfak, ev sahiplerinin çoğunlukla vakit geçirdiği bir mekan olması nedeniyle genişletildi ve bir kış bahçesi eklenerek dış mekanıyla yaşayan bir yaşam alanı olarak planlandı.</p>
<p>Yatak odası ve çalışma odası gibi mahremiyet gerektiren özel alanlar evin üst katlarında kurgulandı. 1. katta bulunan ebeveyn odası, kendi içinde banyosu ve giyinme odasıyla ayrı bir suit olarak planlanırken, bu katta aynı zamanda bebek odası ve bakıcı odasına yer verildi. Çatı katında ise ressam olan ev sahibesinin çalışma odasının yanı sıra bir misafir yatak odası tasarlandı.</p>
<p>Evin bodrum katında ise TV alanı ve bar bulunan ikinci bir salon düşünüldü. Kuranglezin genişletilmesiyle beraber mekan gün ışığından yararlanırken, bu yaklaşım aynı zamanda bodrum katın bahçe ile hemhal olmasını sağladı.</p>
Thu, 27 Mar 2025 09:26:26 EET
-
73 Yalıkavak
http://www.arkiv.com.tr/proje/73-yalikavak/15190
Emine Merdim Yılmaz
<img src="http://galeri3.arkitera.com/var/resizes/73-yalikavak/01.jpg.jpeg" width="1000" /><br/>Tasarım Ekibi : Hüseyin Berk Tuncer<br>Mimarlık Ofisi : Kat73<br><br>73 Yalıkavak, Kat73 tarafından tasarlandı.<br><br><p><strong>Yerel Hafızanın ve Çağdaş Yaşamın Kesişiminde Bir Mekan</strong></p>
<p>Mimarlık, yalnızca bir yapı inşa etme eylemi değildir; aynı zamanda bağlam yaratma, hafızayı koruma ve insan deneyimini dönüştürme sorumluluğudur. Bodrum gibi kendine özgü bir yerel mimari geleneklere ve korunması gereken bir kültürel dokuya sahip bir coğrafyada bu sorumluluk daha da derinleşir. Bugün Bodrum'da gözlemlenen yeni yapılaşma düzeni, yerel kimliği görünmez kılan ve geleneksel dokuyu silikleştiren bir standartlaşmayı beraberinde getirmeye başlıyor. Bölgenin kendine özgü mimari değerleri, birbirinin kopyası olan konutların estetik homojenliği içinde kayboluyor gibi görünüyor. Peki, Bodrum'un mimari hafızası çağdaş bir yaşam biçimiyle nasıl birleştirilebilir? 73 Yalıkavak, bu soruların ışığında şekillenmiş bir öneri olarak var oldu ve eski köy evi, bir tatil evi bağlamında yeniden tasarlandı.</p>
<p>Burada tatil, yalnızca bir dinlenme eylemi değil; Bodrum'un yerel mimari kimliğini ve geçmişin mekansal hafızasını çağdaş olanla deneyimleme süreci olarak yeniden tanımlanır. Bu ev, farklı geçmişlerden gelen insanların bir araya gelerek kendi hikayelerini yaratabileceği ve mekana kendilerinden bir iz bırakabileceği bir alan sunar. Mimarlık, tam da bu noktada amacına ulaşır: İnsanların mekanla ve birbirleriyle bağ kurduğu, anılar bıraktığı bir deneyim alanı yaratmak. Peki, bir tatil evi, yerel hafızayı koruyup bugünün yaşam pratikleriyle nasıl bütünleşebilir? Bu soru, 73 Yalıkavak'ın tasarım sürecinin merkezinde yer alır.</p>
<p>Proje, eski bir köy evinin yeniden işlevlendirilmesi yoluyla, Bodrum'un yerel mimari hafızasına dair bir tartışma başlatmayı hedefler. Bodrum'un köy evleri, geleneksel yapılarıyla doğayla uyumlu bir yaşam biçimini temsil eder. Ancak bu yaşam biçimi, çağdaş ihtiyaçlarla nasıl birleştirilebilir? Bu ev, bu sorunun bir yanıtı olma iddiasını taşımaz; aksine sorunun kendisini görünür kılar. Yeniden işlevlendirme sürecinde, köy evinin mekansal ve strüktürel unsurları korunmuş ve bu unsurlar çağdaş bir bağlam içinde yeniden değerlendirilmiştir. Yerel hafızanın çağdaş pratiklerle birleşmesi, eleştirel bir mimarlık diline olanak sağlamıştır.</p>
<p>Dış duvarlar, yalnızca bir sınır elemanı olarak değil; aynı zamanda mahremiyeti sağlayan ve çevreyle kurulan bağları güçlendiren birer çerçeve olarak ele alınmıştır. Bu duvarlar, dış dünyanın manzarasını parça parça çerçeveleyerek kullanıcıların çevreye daha iyi odaklanmasını sağlar. Çerçeveler, kullanıcıya yalnızca bir görsel deneyim sunmakla kalmaz; aynı zamanda mekanın içsel dinamiklerini dış dünyaya taşıyan bir filtre görevi görür. Bahçenin ve evin mahremiyet içinde şekillenen bu açık ilişki ağı, bireylerin hem mekanla hem de çevreyle derin bir bağ kurmasına olanak tanır.</p>
<p>Bahçe, çağdaş gündelik hayat pratiklerini destekleyecek unsurlarla donatılmıştır. Dinlenme-serinleme havuzu, açık mutfak ve odağında insanları bir araya getiren bir masa, bu pratiklerin mekansal yansımalarıdır. Özellikle açık mutfak, yalnızca bir fonksiyonel alan değil; kullanıcıların etkileşim kurduğu, birlikte zaman geçirdiği bir odak noktası olarak tasarlanmıştır. Bahçenin geçirgenliği ve esnekliği, evle olan ilişkisini güçlendirirken, bireysel ve kolektif deneyimler için özgür bir alan yaratır. Burada bahçe ve ev, ayrılmaz bir bütünlük içinde, kullanıcılarına bir mekandan çok bir yaşam biçimi sunar.</p>
<p>Beyaz renk, projenin temel tasarım unsurlarından biridir. Duvarlardan zeminlere kadar mekanın her katmanında yer alan beyaz, yalnızca estetik bir seçim değildir; Bodrum'un mimari geleneğine bir gönderme olmanın ötesinde, mekanın ışıkla olan ilişkisini belirleyen bir elemandır. Zeminlerde de beyaz rengin kullanılması cepheyle bütüncül bir ifade oluşturarak ışığı mekana yayan ve kullanıcıyı mekanın içine alan bir atmosfer yaratır. Bunun karşısında yer alan kırmızı detaylar ise, projeye çağdaş bir vurgu ve ritim katar. Yağmur oluklarında başlayan ve iç mekanda devam eden kırmızı, bir malzemenin ya da yüzeyin ötesinde, tasarımın bir zamanlar arası diyaloğa olan vurgu niteliğini ifade eder.</p>
<p>İç mekan tasarımı, belirli bir mobilya ya da nesne seçimini önceliklendirmek yerine; mekanın bir obje sergileme alanı değil, kullanıcıların fiziksel, duygusal ve düşünsel bir bağ kurabilecekleri bir deneyim alanı olması fikrine dayanır. İç mekan, minimalist bir tasarım anlayışıyla ele alınmış ve bu bağlamda doğal malzemelerle bilinçli bir zıtlık yaratılmıştır. Doğal malzemeler – ahşap ve mermer gibi – yalnızca fiziksel özelliklerinden dolayı değil, aynı zamanda kullanıcıda uyandırdığı duygusal ve algısal etkiler üzerinden seçilmiştir. Ahşap, sıcaklık ve doğallık duygusunu taşırken; mermer zamansız bir sağlamlık ve dinginlik hissi yaratabilir.</p>
<p>Bu malzemelerin kullanımı, yalnızca bir estetik tercih değil, aynı zamanda bir sürdürülebilirlik yaklaşımının ürünüdür. Evin eski ahşaplarının yeniden kullanılarak lentolara dönüştürülmesi, hem geçmişin mekansal izlerini görünür kılmakta hem de yeni bir işlevle günümüz bağlamına taşımaktadır. Bu, mekanın malzeme hafızasını ve yerel değerlerini koruma çabasının bir yansımasıdır. Burada, geçmişin malzemeleri ile çağdaş bir mimari dil arasında bir bağ kurulmuş ve sürdürülebilir bir tasarım yaklaşımı da benimsenmiştir. Bunun karşısında yer alan kırmızı, mekana çağdaş bir enerji katmanın ötesinde zamansız bir dinamizm sunar. Kırmızının iç mekandaki varlığı, geçmiş ve bugün arasında bir köprü işlevi görmesini sağlar. Beyaz renk ile birleşen bu kontrast, mekana hem sakinlik hem de dinamiklik kazandırır. Kullanıcı, bu zıtlıkların yarattığı uyum sayesinde mekanla fiziksel ve duygusal bir bağ kurar.</p>
<p>Atmosfer, mekanın sadece somut boyutlarıyla değil, mekanda deneyimlenen ışık, koku, ses, doku ve duyguların bütüncül bir ifadesiyle ilgilidir, 73 Yalıkavak bu hali tasarımda hedef koyar. Projenin tasarım sürecinde, iç ve dış mekanın tek bir deneyim alanı olarak ele alınması bu yüzden büyük önem taşır. Kullanıcıların mekanda geçirdikleri zaman, farklı mekansal köşeleri, renkleri, malzemeleri ve ışığı deneyimleyerek zenginleşir. Bahçede toplanmak, açık mutfakta vakit geçirmek, havuzun kenarında dinlenmek ya da sedirde kitap okumak gibi gündelik eylemler, mekanın kurmaya çalıştığı hikayenin parçaları haline gelir. Kısacası kullanıcı, evin bir izleyicisi değil, evle birlikte yeni anılar inşa eden etkin bir katılımcısı konumundadır.</p>
<p>Sonuç olarak, 73 Yalıkavak, Bodrum'un mimari hafızasını koruyarak çağdaş yaşam biçimlerine dair bir öneri sunar. Bu öneri, kesin bir cevap değil; bir tartışma başlatma niyetidir. Beyazın hafızayı temsil ettiği, kırmızının ise çağdaş olana dikkat çektiği bu tasarım, kullanıcıları mekanın bir parçası haline getirir. Bahçe ve ev arasındaki bütünlük, mekanın çevreyle olan ilişkisini yeniden düşünmeye davet eder. Bu proje, yalnızca bir yapı değil; bir bağlam yaratma ve bir diyalog başlatma aracıdır. Gaston Bachelard'ın dediği gibi, "Mekân, hafızanın yuvasıdır ve yalnızca onunla anlam kazanır."</p>
<p>73 Yalıkavak'ın ana amacı, bu ipuçlarını sürdürmek, güncellemek ve kullanıcıların kolektif belleklerine yeni katmanlar eklemektir. Böylece Bodrum'un özgün dokusu, sadece bir estetik tercih olarak kalmaz; yaşayan, dönüşen ve yeni hikayelere ev sahipliği yapan bir deneyim alanına dönüşür.</p>
Thu, 27 Mar 2025 09:03:41 EET
-
Beşiktaş Kent Meydanı Düzenleme Projesi
http://www.arkiv.com.tr/proje/besiktas-kent-meydani-duzenleme-projesi/15189
Emine Merdim Yılmaz
<img src="http://galeri3.arkitera.com/var/resizes/besiktas-kent-meydani-duzenleme-projesi/000456.jpg.jpeg" width="1000" /><br/>Tasarım Ekibi : Cem Sorguç,Elif Çelik,Zeynep Hagur Sorguç<br>Mimarlık Ofisi : CM Mimarlık,Landworks<br><br>Beşiktaş Kent Meydanı Düzenleme Projesi'nin tasarımı CM Mimarlık ve Landworks'a ait.<br><br><p>Beşiktaş Meydanı olarak bilinen Beşiktaş İskelesi önü ile Beşiktaş Caddesi arasındaki alan yıllar içerisinde ortaya çıkan kentsel donatı yoğunluğu, düzensizliği, ulaşım engelleri, kamusal alan işgalleri gibi nedenlerle müdahale ihtiyacı duymaktadır. Kent kullanıcının, yayanın deniz ile ilişkisini sağlamak, yerin yoğun deniz ulaşımına da bağlı yaya trafiğini meydan ile beraber düzenlemek ve yeşil alan oranının artırılması amacıyla bir düzenleme yapılmıştır.</p>
<p>Düzenleme kapsamında araç trafiğinin bazı atıl noktaları ve yaya öncelikli trafik düzenlemeleri ele alınmış ve bu doğrultuda ilk olarak Barbaros Bulvarı ile sahil yolunu bağlayan çelik köprüyol kaldırılmıştır. Güzergâhı ve zaman içerisinde bir sirkülasyondan çok araç parkı olarak kullanılagelen viyadüğün kaldırılması ile bulunduğu yerdeki olumsuz kütlesel etkisi ve alt kullanımlarının düzensiz yerleşik kullanımları ortadan kalkmıştır. Dolmabahçe Caddesi'nden gelen araçların Barbaros Bulvarına katılması, viyadüğün kalkmasıyla Barbaros Bulvarı tarafındaki araç şeritlerinin açılmasıyla buradan sağlanmıştır. Barbaros Bulvarı kuzey yönünden gelen araçlar Dolmabahçe Caddesine eskisi gibi benzer güzergâh üzerinden devam ederken Çırağan Caddesi tarafına girecek araçlar hemzemin olarak katılmaktadır. Dolmabahçe Caddesi ile Çırağan Caddesi bağlantısı mevcut hemzemin ulaşımı devam ettirmektedir. Araç yollarıyla sinyalizasyon senaryosu ve yaya geçitleri de düzenlenmiştir. Ortabahçe Caddesi ve Beşiktaş Köyiçi tarafına geçiş Sinan Paşa Cami tarafından ve tek sinyal ile sağlanmaktadır.</p>
<p>Beşiktaş İskelesi önünden hareket eden ve park eden toplu taşıma araçları yaya hareketi ve kent deniz ilişkisine olumsuz bir etki yaratmakta ve kamusal alanı hasara uğratmaktadır. Köprüyolun kaldırılması neticesi artırılan hemzemin araç yollarının yeni organizasyonu ile toplu taşıma araçları hareket noktası sahil tarafından Beşiktaş Caddesinin kuzeyine alınmıştır. </p>
Thu, 20 Mar 2025 10:17:25 EET
-
B Akatlar Evi
http://www.arkiv.com.tr/proje/b-akatlar-evi/15188
Emine Merdim Yılmaz
<img src="http://galeri3.arkitera.com/var/resizes/b-akatlar-evi/1 (1).jpg.jpeg" width="800" /><br/>Tasarım Ekibi : Enrico Şansal<br>Mimarlık Ofisi : Normal.<br><br>B Akatlar Evi, Normal. tarafından tasarladı.<br><br><p><strong>Tasarımcılar projeyi şu sözler ile anlatıyor:</strong></p>
<p>Hedef, sade ve çağdaş bir gayrimenkul projesi oluşturmaktı. Tasarım yaklaşımında, gösteriş ve mimari fanteziler geri planda tutularak, gayrimenkulün sürdürülebilirliği ön plana çıkarıldı. Bununla birlikte, "iyi" bir tasarım ortaya koymak amaçlandı ve "olması gereken" hayal edilerek şekillendirildi. Günümüzün sosyo-ekonomik koşullarına uygun, daha rasyonel ve sürdürülebilir bir tasarım geliştirildi. Yalı mimarisinin bazı estetik ögelerinden ilham alınarak, beyaz yüzeyler ve ince siyah çizgilerle binanın formu ve katmanları belirginleştirildi. Böylece, daha çağdaş, Avrupai, sadeleştirilmiş ve gerektiğinde güçlü hatların kullanıldığı bir görünüm elde edildi. İç mimari de aynı şekilde, şık bir tuval gibi tasarlandı. Kullanıcının kendi alanını dilediğince şekillendirebilmesi için yol gösterici bir yaklaşım benimsendi. Bu doğrultuda, süpürgelikler, zemin, aydınlatma, kapı ve dolap detayları sadeliği yansıtacak şekilde tasarlandı.</p>
Thu, 20 Mar 2025 09:59:33 EET
-
Atlı Evi
http://www.arkiv.com.tr/proje/atli-evi/15187
Emine Merdim Yılmaz
<img src="http://galeri3.arkitera.com/var/resizes/atli-evi/ATLI EVİ 1.jpg.jpeg" width="1000" /><br/>Tasarım Ekibi : Zeynep Tümertekin,Ceren Özşahin<br>Mimarlık Ofisi : Studio Mada Architecture & Design<br><br>İstanbul, Şile'de bulunan Passive House sertifikalı üç katlı konut, içinde bulunduğu coğrafyaya uyum sağlamaya odaklanmış bir tasarımla 800 m² yaşam alanı sunuyor. <br><br><p>Yüksek enerji verimliliği sağlayan altyapı sistemleri ile şebekeden bağımsız olarak var olabilen yapı, atık yönetimi, gıda üretimi, su toplama-depolama ve arıtma sistemleri sayesinde kendi kendine yetebiliyor. Mimari tasarım sürecinde mühendisler ve danışmanlar ile dirsek temasında tasarlanan yapı, Passive House sertifikasyon kriterlerini sağlamak amacıyla milimetrik hesaplar içerisinde tamamlandı. Tüm cephelerinin doluluk/boşluk oranlarının coğrafi yönlere göre tasarlandığı konutun doğrama ritimleri bu sebeple her cephede farklılık göstermekte. Zemin katının kısmen toprağa gömülü olması binaya yaklaşırken kapladığı hacmin görsel yükünü hafifletmesi ve çevre ile uyum sağlaması amaçlanarak planlandı.</p>
<p>Yapı üç temel işlevi barındırmakta: on odalı konut, profesyonel mutfak / etkinlik alanı ve ofis.</p>
<p>Tüm fonksiyonları keskin ayrımlar olmadan tek bir kütlede ve dolaşım planında çözen tasarım aynı yaklaşımı arazi ile olan ilişkisinde de sağlamakta. Mümkün olduğunca geçirgen ve yüksek hacimlerden oluşan konut çevresine doğru verdiği derin perspektifler sayesinde iç/dış ayrımını minimize etmekte.</p>
<p>Temel altı dahil ısı köprüsüz yalıtıma sahip olan yapının, şebekeden bağımsız çalışmasını sağlayan tüm sistemler bodrum katta bulunan teknik hacimlerde konumlandı. Yerleşkede bulunan teknik çeşitliliğe ek olarak planlanan biyolojik çeşitlilik permakültür prensiplerine uygun olarak hiçbir kimyasal ve mekanik arıtma sistemi barındırmayan ekolojik göletler ile sağlandı. Ekosistemin çalışmasını sağlayan su döngüsü de bu prensipte yerleşkenin tüm alanlarında kullanılır oldu.</p>
Fri, 14 Mar 2025 17:06:50 EET
-
Casa Foscolo
http://www.arkiv.com.tr/proje/casa-foscolo/15186
Emine Merdim Yılmaz
<img src="http://galeri3.arkitera.com/var/resizes/casa-foscolo/00_Casa Foscolo Hotel Exterior.jpg.jpeg" width="801" /><br/>Tasarım Ekibi : Emre Kuzlu,Zeynep Beşer,Merve Güner,Nail Altıncezve,Begüm Akkaya,Ece Şeref,Hilal Güneş,Berfin Bayar<br>Mimarlık Ofisi : I-AM<br><br>Casa Foscolo, 19. yüzyıldan bu yana ayakta duran tarihi bir binanın restorasyonu, mimarisi, yeniden işlevlendirilmesi, iç mekan tasarımı ve markalaşmasını kapsayan çok yönlü bir tasarım projesi. <br><br><p>. İstanbul’un kültürel mirasının önemli bir parçası olan bu yapı, katmanlı tarihi ve kozmopolit karakteriyle tanınan Asmalımescit bölgesinde yer almaktadır. Proje, binanın kültürel köklerine duyulan derin saygıyla birlikte yapıyı butik otel, kamusal bir buluşma noktası, sanat galerisi ve kafe olarak yeniden kent hayatının bir parçası olarak hayal etmektedir.</p>
<p>Deneyim tasarımı ajansı I-AM tarafından tasarlanıp hayata geçirilen Casa Foscolo - önceki adıyla Çubukçu Han- yapının neo-klasik mirasına duyulan derin bir saygıyı, çağdaş mekanlar için ileri görüşlü bir vizyonla birleştirmektedir. 1890 ve 1900 yılları arasında Venedikli Foscolo ailesi tarafından kurulan denizcilik şirketi Foscolo Mango & Co. Ltd. için apart otel olarak inşa edilen bina, 1930'larda Alman Holstein ailesinin mülkiyetine geçmiştir. Zamanla, bölgenin canlı bir gastronomi ve ticaret merkezi haline gelmiştir. I-AM’in bütüncül yaklaşımı sayesinde bina, tarihsel özünü kucaklayan ve modern ihtiyaçlara yanıt veren bir tasarım diliyle titizlikle restore edilmiştir. Restorasyon sırasında, yüksek tavanlar, taş duvarlar, merkezi spiral merdiven ve lobi ile bazı odalarda yer alan el işçiliği oryantal motifler gibi orijinal yapının temel unsurları korunmuştur. Mermer, ahşap ve tuğla gibi mevcut malzemeler özenle restore edilip tekrar kullanılarak yapının zamansız zarafeti sürdürülebilir bir yaklaşımla korunmuştur.</p>
<p>Casa Foscolo’nun 25 misafir odası, tarihi ve modernliği harmanlayacak şekilde özenle tasarlanmıştır. Yerel kaynaklardan elde edilen malzemelerle üretilen özel mobilyalar, nötr tonlar ve dokulu yüzeyler sakin bir atmosfer yaratırken, yerel sanatçılar tarafından yapılan canlı sanat eserleri mekanlara hareket kazandırmaktadır. Çoğu odada oturma alanları, küçük mutfaklar ve yatak odaları bulunarak, yapının ilk apart otel işlevine bir gönderme yapılmaktadır. Banyolar ise açık doğal tonlar, dokulu seramik yüzeyler ve modern dokunuşlarla bu çağdaş yeniden yorumlamayı yansıtmaktadır.</p>
<p>Misafir odalarının ötesinde, Casa Foscolo’nun zemin katı ve bodrum katı, kültürel ve sosyal alışveriş için bir merkez haline gelmektedir. Kitabevi, okumak, kahve molası vermek ve dinlenmek için samimi köşeler sunarken, satın alınabilir veya ödünç alınabilir kitaplar da sağlamaktadır. Kütüphanenin hemen yanında yer alan dinamik ortak çalışma ve sergi alanları, yerel ve uluslararası sanatçılar tarafından düzenlenen rotasyonlu sanat sergilerine ev sahipliği yaparak yaratıcılığı ve bağlantıyı teşvik eden bir ortam yaratmaktadır.</p>
<p>Casa Foscolo’nun markalaşma sürecinde de I-AM’in tasarım vizyonu ön plana çıkmaktadır. Asmalımescit’in katmanlı kültürel kimliğinden ve hareketli kesişim noktalarından ilham alan markalaşma, binanın tarihsel yapısıyla modern amacının uyumunu yansıtmaktadır. Mekanın dört bir yanında kullanılan kesişen çizgiler ve dokulu detaylar, Beyoğlu’nun simgesel “Dört Yol Bölgesi”ni (Four-Way Junction) çağrıştırarak, gelenek ve yeniliğin birleşimini simgelemektedir.</p>
<p>Casa Foscolo, sadece bir butik otel değil, aynı zamanda İstanbul’un zengin kültürel mirasını kutlayan ve günümüz gezginleri ile yerel halkının ihtiyaçlarını kucaklayan yaşayan bir mekan. Mimarlık, yeniden işlevlendirme ve tasarım yoluyla I-AM, keşif daveti sunan, etkileşimi teşvik eden ve Asmalımescit’in zamansız ruhunu kutlayan bir destinasyon yaratmıştır.</p>
<p>Marka Kreatif Ekibi: Orkun Demirelli, Nebal Çolpan, Sedef Ergüneş, Fatih Yaşar</p>
Fri, 14 Mar 2025 08:57:00 EET
-
Alibeyköy Lojistik Merkezi
http://www.arkiv.com.tr/proje/alibeykoy-lojistik-merkezi/15185
Emine Merdim Yılmaz
<img src="http://galeri3.arkitera.com/var/resizes/alibeykoy-lojistik-merkezi/1.jpg.jpeg" width="1000" /><br/>Tasarım Ekibi : Doğu Kaptan,Marco Lombardini,Fatma Gençdoğuş,Seray Doğan,Musa Beyzade,Gizem Bakioğlu,Eugenio Cipollone,Paolo Diglio,Roberto Lorenzotti,Paolo Orsini<br>Mimarlık Ofisi : Atelye70 Planners and Architects,Insula Architettura e Ignegneria<br><br>Atelye70 Planners and Architects ve Insula Architettura e Ignegneria tarafından tasarlanan Alibeyköy Lojistik Merkezi, 2024 tarihinde tamamlandı.<br><br><p>Bugün İstanbul'un önemli lojistik merkezlerinden biri, tarihi Yarımada'nın önemli bir deniz kapısı ve ticaret merkezi olan Yenikapı'da yer almaktadır. İstanbul'un en önemli ulaşım projelerinden biri olan Marmaray'ın hayata geçirilmesiyle bölge, modern İstanbul'un merkezine dönüşürken, günün ihtiyaçlarına göre gelişen kontrolsüz ulaşım faaliyetlerine de ev sahipliği yapmaktadır. İstanbul'un eski limanı olan bu bölgenin, ulaşım faaliyetlerinden arındırılarak planlanması ve bir arkeopark ve kültür parkına dönüştürülmesi değerli bir projedir. Bu bağlamda, bu bölgedeki lojistik faaliyetlerinin Alibeyköy havzasına taşınması fikri gündeme gelmiştir.</p>
<p>İstanbul için hayati bir ekolojik koridor olan Alibeyköy Vadisi'nde planlanan yeni lojistik merkezi geçici olarak konumlandırılmış ve bu nedenle hafif çelik strüktür bir yapı olarak tasarlanmıştır. Lojistik merkezinin içinde yer alan sosyal merkez, ulaşım akslarıyla çevrelenmiş olup, Alibeyköy deresine yönelecek şekilde konumlanmış, vadi boyunca tasarlanan kamusal yeşil alan ile birlikte kamuya hizmet etmektedir. Böylece kamusal yeşil alan ile lojistik faaliyetleri arasında kademeli bir geçiş önerilmektedir.</p>
<p>Umuyoruz ki gelecekte lojistik merkezi, gelişen ve dönüşen İstanbul'da daha stratejik bir noktaya taşınacak ve bu nitelikli yapı, park içerisinde kültürel veya eğitimsel bir yapıya dönüştürülecektir. </p>
Fri, 14 Mar 2025 08:36:55 EET
-
Arkas Sanat Alaçatı
http://www.arkiv.com.tr/proje/arkas-sanat-alacati/15184
Emine Merdim Yılmaz
<img src="http://galeri3.arkitera.com/var/resizes/arkas-sanat-alacati/ARTI3_01.jpg.jpeg" width="1000" /><br/>Tasarım Ekibi : Ülkü İnceköse,Uğur Yıldırım<br>Mimarlık Ofisi : Artı3 Mimarlık<br><br>Artı3 Mimarlık tarafından tasarlanan Arkas Sanat Alaçatı, 2024 yılında tamamlandı.<br><br><p>Alaçatı, son yıllarda artan biçimde, kıyı turizmine dayalı hızlı ve plansız bir değişimle lükse dayalı tüketim imajının yüklendiği bir yerleşim haline gelmiştir. ARKAS SANAT ALAÇATI, tüketim odaklı bu değişime karşı, Alaçatı'nın gündelik yaşamına sanat odaklı yeni ve dönüştürücü bir pratik eklemek, kente güçlü bir kamusal mekân sunmak üzerine tasarlanmıştır.</p>
<p>Yapı, avlu etrafında kurgulanmış duyusal deneyime odaklı içe dönük bir mekân kurgusuna sahiptir. İçe dönük mimari kendisini yalın net duvar yüzeyleri ve masif kütlesi ile görünür kılar. Yalın mimari, duvar yüzeylerinde açılan kontrollü yırtıklar, kütlenin merkezindeki avlu boşluğu ve tavan ışıklıkları aracılığı ile gün ışığına ve zamana dayalı sürekli değişim gösteren mekânsal bir derinlik kazanır.</p>
<p>Çevre ile kurduğu kendine özgü dışı içe çeken kademeli ilişki ile, ziyaretçiyi kentin mevcut atmosferinden kademe kademe sanatsal eylemleriyle tanımlanan yeni bir mekânsal deneyimin içerisine almayı amaçlar. Yapının ana girişi 12500 Sokaktan masif bahçe duvarlarında açılan giriş boşluğu aracılığı ile sağlanır. Yansıma havuzu ve heykellerin yer aldığı ön bahçe, sokağın karmaşası ile yapının sunduğu sanat odaklı pratikler arasında bir geçiş niteliğindedir. Giriş saçağının yönlendirilmesi ile yapıya girilir. Yapının zemin katında giriş holü, sürekli ve geçici sergi salonları, sergi holü ve kafe bulunur. Masif kütlenin merkezinde, iki ana sergi holünün arasında yer alan yine masif yüzeylerle çevrili etkinlik avlusu, dışarıdan tek katlı bir yapı algısına sahip olan ziyaretçiye sürprizli bir mekânsal derinlik sunar. Kafenin olduğu bölümden ve iki ana sergi salonun arasında yer alan boşluktan yan ve arka bahçelere geçiş sağlanır. Kısmen açık sergi kısmen dinlenme ve toplanma alanı olarak kurgulanan arka bahçe ziyaretçilere açık alanda da farklı mekânsal deneyimler sunmaya devam eder. Bodrum katta etkinlik avlusu ile bütünleşecek biçimde, atölye alanı, kütüphane, sergi holü ve ofisler yer alır. Bodrum kat, sahip olduğu zengin mimari programı ile avlunun mekânsal gücünü kullanarak farklı eylemlere izin verecek dinamik bir kullanımı örgütleyecek biçimde düzenlenmiştir.</p>
<p>Zaman algısına odaklı mekansal atmosferin sağlanmasında tek tip doğal taş malzemenin kullanımının belirleyici bir yeri vardır. Yapının duvarlarında, zemininde, açık mekanların zemininde, dış mekan mobilyalarında doğal taş-traverten malzeme kullanılmıştır.</p>
<p>ARKAS SANAT ALAÇATI, Arkas Holding ile Çeşme Belediyesi arasında imzalanan protokol kapsamında Çeşme Belediyesi'ne ait arazinin 30 yıllığına Arkas Holding'e tahsis edilmesiyle Alaçatı'ya kazandırılmış kamusal bir yapıdır. Yerin dinamiklerini değiştirme amacı ve potansiyeli taşıyan bir kamusallık sunan yapı, Kamu – Özel Sektör İşbirlikteliğinin kamu lehine gerçekleşmiş örneklerinden birisi olması açısından da önemlidir.</p>
<p>Yapının, Alaçatı'nın turizme dayalı tüketim imajının beraberinde getirdiği popüler-basmakalıp eylemlerin dışına çıkılmasını sağlayacak sanat-kültür odaklı güçlü mimari programı ile varoluşu; nitelikli ve özgün eylem ve mekanlar ile alternatif gündelik yaşam pratikleri sunuyor oluşu; detaylara kadar inen yapısal hassasiyetle üretilen yalın mimarisinin gücü ile Alaçatı yaşantısında farklılık yaratacağı inancındayız.</p>
Fri, 14 Mar 2025 08:24:56 EET
-
DD Evi
http://www.arkiv.com.tr/proje/dd-evi/15183
Emine Merdim Yılmaz
<img src="http://galeri3.arkitera.com/var/resizes/dd-evi/sd1-1.jpg.jpeg" width="1000" /><br/>Tasarım Ekibi : Eylem Kırbaş Özdemir<br>Mimarlık Ofisi : Lungo Fucile Mimarlık<br><br>Lungo Fucile Mimarlık tarafından tasarlanan "DD Evi", Niğde'de yer alıyor.
<br><br><p><strong>Tasarımcılar projeyi şu sözler ile anlatıyor:</strong></p>
<p>Niğde Kayardı Bağlarında, iki kardeş için tasarladığımız evlerden ikincisi olan DD Evi, oldukça eğimli ve şekilsiz sayılabilecek bir parselde yer almaktadır. Evin tasarımında, bulunduğu bölgedeki bağ evlerinin mimari özelliklerinden ilham alınmıştır.</p>
<p>DD Evi'nin tasarımında, bölgenin geleneksel "bağ evleri" (köy evi) tipolojisinden esinlenilmiştir. Ancak, tek bir büyük hacim yerine, farklı fonksiyonları barındıran ve arazi eğimine uygun şekilde yerleştirilen birkaç parça hacimden oluşan bir yapı önerilmiştir. Bu sayede hem çevresindeki doğal peyzajla uyumlu, hem de kullanıcı ihtiyaçlarına cevap veren esnek bir mekan organizasyonu sağlanmıştır. Yapının temel prensibi, mekânların rahatça ulaşılabilir ve birbirinden ayrılabilir olmasıdır.</p>
<p>Yerleşim planı, arazinin eğimine göre kademeli olarak farklı kotlarda yer alan hacimlerle şekillenmiştir. Bu yaklaşım, her bir fonksiyonel alanın kendi yüksekliğini bulmasını sağlamış, aynı zamanda yapının çevresiyle uyum içinde olmasına olanak tanımıştır. Çatı, çevredeki geleneksel yapıların dokusuyla paralel olacak şekilde, çevreyi bozmadan doğal taş ve sinterfleks kaplama ile tasarlanmıştır. Bu sayede yapının hem yerel mimarinin bir parçası olması sağlanmış, hem de modern bir görünüm elde edilmiştir.</p>
<p>Yapının dış cephesi, doğal taş ve sinterfleks kaplama ile sade ancak zarif bir estetik dili benimsemiştir. Bu malzeme seçimi, yapının çevresindeki doğal yapılarla uyumlu olmasını sağlarken, aynı zamanda zamana karşı dayanıklı ve sürdürülebilir bir çözüm sunmaktadır. Yapının iç mekânları ise fonksiyonel ve minimalist bir yaklaşım ile tasarlanmış olup, her bir alanın kullanımı maksimize edilmiştir.</p>
<p>DD Evi, bölgedeki geleneksel mimari formları modern bir yorumla birleştiren, çevresine duyarlı ve fonksiyonel bir konut tasarımıdır. Proje, hem yerel mimarinin izlerini taşıyan hem de çağdaş tasarım anlayışını barındıran bir yapıyı ortaya koymakta, bölgenin doğal yapısını bozmadan modern bir yaşam alanı sunmaktadır.</p>
Thu, 13 Mar 2025 07:14:06 EET
-
PELSAN Tekstil Ofisi
http://www.arkiv.com.tr/proje/pelsan-tekstil-ofisi/15182
Emine Merdim Yılmaz
<img src="http://galeri3.arkitera.com/var/resizes/pelsan-tekstil-ofisi/PELSAN Tekstil Ofisi (4).jpg.jpeg" width="1000" /><br/>Tasarım Ekibi : Önder Kul,Ayça Akkaya Kul<br>Mimarlık Ofisi : mimaristudio<br><br>Hassan Group bünyesinde yer alan Pelsan Tekstil'in yeni merkez ofisi Mimaristudio ekibi tarafından tasarlandı.<br><br><p>Türkiye'nin ilk nefes alabilen polietilen film üreticisi olarak medikal, hijyen ve izolasyon alanındaki sektörlere hizmet veren Hassan Group bünyesinde yer alan Pelsan Tekstil'in yeni merkez ofisi Mimaristudio ekibi tarafından tasarlandı.</p>
<p>Projenin amacı, firmanın yeni üretim tesisinin kalbi konumundaki yeni çalışma alanında, kurumun yenilikçi, teknolojik ve renkli dünyasına uygun bir yaşam alanı yaratmaktı. Esneklik, değişkenlik, şeffaflık ve deneyim başlıkları, mekan tasarımının çıkış noktası olan ana anahtar kelimelerdi.</p>
<p>Projede, yaratıcılık ve üretkenlik için gerekli fiziksel ve sosyal koşulları sağlayarak, çalışanlar arası iletişim ve etkileşimi destekleyen bir ortak çalışma, gelişim ve yaşam alanı yaratma hedeflendi. Pelsan çalışanlarının kendilerini geliştirebildikleri, sosyalleşebildikleri, paylaşabildikleri, ilham veren bir yaşam alanı düşünüldü.</p>
<p>Uzun saatlerini kapalı mekanlarda ve teknolojiye bağlı geçiren çalışanların, fiziksel ve zihinsel anlamda sağlıklı ve mutlu olabilecekleri, esenlik (well-being) kavramını önceliğine alan, iş birliği olanakları sunan, güvenli bir mekan önerisi ortaya konuldu. Bu bağlamda, yapı içindeki tüm çalışanların azami gün ışığında, düzenli temiz havada, uygun ısısal ve akustik konfor şartlarında, doğru aydınlatma çözümlerine ve teknolojik imkanlara sahip olarak çalışabilecekleri bir yaşam alanı planlandı.</p>
<p>Yapının iç mimarisi yanında cephe tasarım da Mimaristudio tarafından gerçekleştirildi. Geçmiş salgın süreci ve etkilerini dikkate alan bir yaklaşımla, kullanıcıların açık havaya ulaşmalarını sağlayan kat terasları yapıda dikkat çeken detaylar arasında. Yapı içinde farklı kotlarda planlanan, hem çalışma, hem de sosyalleşme adına kullanılabilen bu yaşam alanları ile, iç ve dış mekan arasında yarı şeffaf bir bağ kurulmakta. Yine bu ara yüz, kendi içindeki farklı büyüklükteki açıklıkları ile mekan kullanıcılarının dış mekan ile de görsel temasını sağlamakta.</p>
<p>Biyofilik tasarım yaklaşımı içindeki "Mekan İçinde Doğa" adımına atıfta bulunan peyzaj çalışması cephenin diğer önemli bir özelliği. Cephe ara yüzü üzerindeki oluşturulan doğal peyzaj alanları, zamanla gelişerek bu ara yüzü saracak yeşilin, cephe üzerinde kontrollü şekilde ilerlemesine imkan vermekte. Seçilen bitki örtüsü ise, mevsim geçişlerinde ara yüz üzerinde doğanın gerek renk, gerek doku, gerekse yapısal değişikliklerini görme imkanı tanımakta.</p>
<p>İç mekan tasarımında ise her katın yapısına ve farklı ihtiyacına uygun bir tasarım dili geliştirildi. Giriş katı, binanın karşılama işlevinin yanında, yerli ve yabancı misafirlerin ağırlanabildiği, farklı ölçekte toplantıların yapılabildiği, esnek kullanıma sahip paylaşımlı bir çalışma alanı olarak planlandı. Bu alan aynı zamanda fabrika üretim sahasına ve Ar-Ge laboratuvarına geçişin sağlanabildiği de bir düğüm noktası konumunda. Yine bu kattan alt kata sağlanan yönlendirme ile, üretim ve ofis çalışanlarının bir arada kullanabildiği, aynı zaman da misafirlerin de faydalanabildiği bir yeme-içme alanı planlandı. Günün farklı saatlerindeki yemek servisi dışında çalışma, dinlenme, ağırlama ihtiyaçları için de kullanılabilen mekan, aynı zamanda bina içindeki sosyalleşme alanlarından birisi.</p>
<p>Çalışma katı esnek bir planlama yaklaşımı ile tasarlanırken, birim direktörleri dışında tüm kademe çalışanlar açık ofis içinde planlandı. Çalışanlara nerede, ne zaman ve nasıl çalışabilecekleri özgürlüğü verildi. İdari bölüm ile mühendislik bölümünü birbirine bağlayan dolaşım aksı üzerinde yürüyerek kısa görüşmelerin yapılabileceği kısa mola alanları planlandı. Programın el verdiği ölçüde, herkesin özgürce kullanabileceği sosyalleşme alanları, farklı ölçek, fonksiyon ve formda bireysel ve birlikte çalışma, toplantı ve görüşme mekânları ile tüm kata kullanım esnekliği katıldı.</p>
<p>Çalışma alanlarının en büyük sorunu olan "sessizlik" ve "sessiz çalışma ortamı" konuları, tasarım süreci ile birlikte planlanan akustik tedbirler ile dikkatle ele alındı. Kapalı odalar arası ses geçişlerinin engellenmesi yanında, açık alandaki çalışanların gerekli konfor şartlarına sahip olabilmeleri için uygun malzeme ve ürünler tercih edildi. Burada, Ayça Akkaya Kul tasarımı olan, Feltouch tarafından geliştirilen "Make-up" ailesi tavan ve duvar akustik ürünleri yanında, ilk kez bu projede kullanılan "Ra" akustik aydınlatma ailesi de mekanda göze çarpan ürünler arasında yer alıyor.</p>
<p>Yapı, doğal ışık yönünden oldukça zengin bir imkana sahip olsa da, doğal ışığı destekleyen aydınlatma tasarımı da Mimaristudio ekibi tarafından ele alınan bir diğer konu. Enerji verimliliği önceliği ile LED teknolojisinin tercih edildiği projede, her katın kendi fiziksel yapısı içinde, dengeli ve insan merkezli bir aydınlatma (human centric lighting) tasarımına öncelik verildi. Genel aydınlatmada lineer ve noktasal teknik aydınlatma ürünleri tercih edilirken, dekoratif ürünlere de projede yer verildi. Özellikle, Ayça Akkaya Kul tasarımı ve Maiizen üretimi olan, el yapımı, şişirilerek çift cidar tekniği ile üretilen "Sade" aydınlatma dikkat çekmekte.</p>
<p>Tüm çalışmanın sonunda yapı, işverenin yenilikçi, çevreci ve renkli kurum kimliğini yansıtan, çalışan esenliğine odaklı yaklaşımı ile, sadece çalışma değil aynı zamanda bir yaşam alanı olarak kullanılmaktadır.</p>
<p>Öte yandan, çevre dostu olma ve sürdürülebilirlik başlıkları da tasarım yaklaşımının önemli bileşenleri oldu. Bu bağlamda, "biyofilik tasarım" yaklaşımı içinde yer alan, "Mekan İçinde Doğa", "Doğal Anımsatıcılar", "Mekanın Doğası" kavramlarını ve bu başlıklar altındaki 14 biyofilik tasarım yoluna projede yer verildi.</p>
<p>Çalışma alanlarında doğru renk kullanımının çalışanların performans, verimlilik ve memnuniyetini artırdığını biliyoruz. Bu sebeple proje içinde, mekanı boğmayan, kullanıcıyı sıkmayan, doğru, kararında ve zamansız renkler tercih edildi.</p>
Thu, 27 Feb 2025 12:45:03 EET
-
Kazım Karabekir Kreşi
http://www.arkiv.com.tr/proje/kazim-karabekir-kresi/15181
Emine Merdim Yılmaz
<img src="http://galeri3.arkitera.com/var/resizes/kazim-karabekir-kresi/1.ana_gorsel.jpg.jpeg" width="1000" /><br/>Tasarım Ekibi : Eren Tümer,Ece Sultan Karacık,Sena Biber,Şengül Şimşek,İlay Bilge Şen<br>Mimarlık Ofisi : Eren Tümer Mimarlık Ofisi [ETMO]<br><br>Eren Tümer Mimarlık Ofisi tarafından tasarlanan "Kazım Karabekir Kreşi", Adana'da yer alıyor.<br><br><p><strong>1. Yer </strong></p>
<p>Tasarım alanı Adana kentini doğu-batı (Seyhan – Yüreğir) ekseninde, Seyhan Nehri üzerinden bağlayan ve de dolayısıyla oldukça yoğun bir biçimde kullanılan Mustafa Kemal Paşa Bulvarı üzerinde yer alır. Parsel, kuzeyde Yahya Kemal Beyatlı İlkokulu, doğuda Seyhan Rotary Anadolu Lisesi ve batıda ise Gevher Nesibe Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi ile komşu pozisyonundadır. Tasarım alanının güneyinde yer alan Mustafa Kemal Paşa Bulvarı’ nın olumsuz getirileri olan egzoz salınımı ve gürültü kirliliği gibi etkenlere yine aynı bulvar üzerinde yer alan ve ölçek bakımından da -özellikle anaokulunun asıl kullanıcıları küçük çocuklar düşünüldüğünde- ürkütücü görünen bir üst geçidin etkisi eklenmektedir.</p>
<p><strong>2. Kurgu </strong></p>
<p>Az evvel belirtilen çevresel etkenler göz önüne alındığında, yapının kendisinden önce, söz konusu olumsuzluklar ile yapı ve dolayısıyla kullanıcıları arasında bariyer görevi görmesi hedeflenen aktif bir boşluğu organize etmenin daha önemli bir tasarım kararı olacağı düşünülmüş ve yerleşim bu doğrultuda kurgulanmıştır. Bu bağlamda, neredeyse bir kare formunda olan parsel, iklimsel veriler de göz önünde bulundurularak, güney-batı / kuzey-doğu köşegenleri boyunca iki eşit parçaya ayrılmış ve aktif boşluk olarak tanımlanan alan güneyde, yapının yer alacağı alan ise bu boşluğu merkezine alarak kuzeyde yer alacak şekilde tasarlanmıştır.</p>
<p><strong>3. Yapı </strong></p>
<p>Yapı, geriye kalan üçgen biçimindeki boşluğa bir kolu kuzey-batı / güney doğu, diğer kolu ise kuzey-güney ekseninde uzanan basit bir “L” nin izinde yerleşmektedir. Toplamda iki kattan meydana gelir ve 670 m2 kapalı alana sahiptir. Zemin katta iki, birinci katta ise üç adet derslik bulunmaktadır. “L”’ nin merkezine yemekhane ve etkinlik alanları gibi ortak alanlar yerleştirilmiş ve bu alanların daha büyük bir ortak alan olan aktif boşlukla (yani bahçe ile) ilişkileri güçlendirilmiştir.</p>
<p><strong>4. Sistem </strong></p>
<p>Yapıda doğal havalandırma ve aydınlatma gibi kavramlar önemsenmiş, bu bağlamda yapının sirkülasyon alanları merkezde kurgulanmış, hâkim rüzgâr yönü olan güney-batı ile ilişkilendirilmiş ve böylece gün içerisinde yapının doğal bir biçimde havalandırılabilmesi hedeflenmiştir. Öte yandan, yapının ikinci kat sirkülasyon alanları ise çatı ışıklığı ile aydınlatılabilecek şekilde tasarlanmıştır. Çatı ışıklıklarının üzerinde ise güneş enerjisi panellerinin de konumlandırılabileceği bir saçak düşünülmüş, bu sayede sirkülasyon alanları güneşin direkt etkisinden korunurken gün içerisinde enerji tüketmeden aydınlatılabilmiştir. Öte yandan, diyagonal bir biçimde yapının merkezinde kurgulanmış olan ortak alanların bahçe ile görsel ilişkisinin güçlendirilmesi istenirken güneşin direkt etkisinden de korunması hedeflenmiş ve bu bağlamda düşey güneş kırıcılar cepheye entegre edilmiştir.</p>
Thu, 27 Feb 2025 11:18:40 EET
-
Atiye Ali Çiçek Camii
http://www.arkiv.com.tr/proje/atiye-ali-cicek-camii/15180
Emine Merdim Yılmaz
<img src="http://galeri3.arkitera.com/var/resizes/atiye-ali-cicek-camii/DJI_0167-1.jpg.jpeg" width="1000" /><br/>Tasarım Ekibi : Mustafa Çiçek,Selen Çiçek,Özlem Çiçek<br>Mimarlık Ofisi : Çiçek Kardeşler İnşaat<br><br>İzmir, Güzelbahçe'de yer alan Atiye Ali Çiçek Camii, Çiçek Kardeşler İnşaat tarafından tasarlandı.
<br><br><p><em>"Düne ait ne varsa,</em></p>
<p><em>Dünde kaldı cancağızım</em><br /><em>Şimdi yeni şeyler söylemek lazım"</em></p>
<p>Mevlâna Celaleddin-i Rumi</p>
<p>Mevlâna Celaleddin-i Rumi'nin zamanın ötesinde sözlerinden ilham alan Atiye-Ali Çiçek Camii'nin tasarımı, günümüz mimarlık pratiğinde alışılagelen cami tipolojisinin sınırlarını zorlamayı amaçlar. Geleneksel İslami formların, sembolizmin ve insan ölçeğinin vurgusunu devralan parametrik tasarım yaklaşımıyla, geleneksel cami mimari tasarımına ve inşaat teknolojisine bir güncelleme önerisi getirmeyi hedeflemektedir.</p>
<p>Arazinin yüksek kot farklarından oluşan zorlu topografyasına farklı seviyelerden eklemlenen mekanları ile hemhal olarak, bulunduğu bağlamın doğal sınırlarıyla uyum ve birlik hissiyatı yaşatır. Yapının topografya ile kurduğu girift ilişki tüm ziyaretçiler için erişilebilirliği sağlar ve mimari programdaki farklı mekânsal karaktere sahip olan hacimlerin mahremiyet ihtiyaçları gözetilerek, girişlerinin ayrılmasıyla daha da vurgulanır. Mütevazı bir İslami-Osmanlı külliyesini anımsatan cami, küresel kubbenin altındaki ana ibadet alanının ve geniş dış avlusunun ötesinde, bir dizi ticari amaç gütmeyen ek tesis sunar. Bu tesisler arasında din görevlileri için lojmanlar, müftülük ofisleri, çok amaçlı salon, gençler için sosyal tesisler, Kur'an kursları ve taziye odaları yer almaktadır.<br />21. yy mimarlık pratiğinde hakim olan betonarme sistemin kubbe gibi dairesel formlardaki kısıtlarından özgürleştirmek için, yapı çelik konstrüksiyon sistemi ile inşa edilmiştir. Caminin küresel formu, sembolik olarak İslam'ın 32 farzına gönderme yaparak, 32 noktada konumlanan çelik taşıyıcı elemanlar tarafından taşınır ve yapının dini işlevine uygun olarak bir uyum ve birlik hissi yaratır.</p>
<p>Kubbenin çelik taşıyıcı sistemi bilinçli bir şekilde açıkta bırakılarak, mimari ve manevi olarak şeffaflık hissi yaratan çelik sistemin belirgin görünürlüğü sağlanmıştır. Bu şeffaflık, doğal ışığın iç mekâna derinlemesine nüfuz etmesine izin vererek ibadet için uygun huzurlu bir atmosfer yaratır. Bu atmosferin oluşumu iç mekân tasarımındaki yalın ve sade yapı malzemelerinin özenle seçilmesi ile desteklenmiştir. Günümüz dini yapılarında çokça kurgulanan baskıcı ornamental ve eklektik anlayışa eleştirel şekilde yaklaşılarak, tüm ziyaretçiler için samimi ve kucaklayıcı bir ortam oluşturmak amacıyla oldukça yalın bir iç mekân tasarımı kurgulanmıştır. Tüm bu tasarım yaklaşımlarının, çağdaşlık ve ruhsallığın ara kesitinde anlamlı bir mekân oluşturarak, günümüz cami mimarisi ve yapım teknolojisi açısından yeni bir yaklaşım getirmesi amaçlanmıştır.</p>
<ul class="infos">
</ul>
Thu, 27 Feb 2025 10:50:14 EET
-
VHV Sigorta
http://www.arkiv.com.tr/proje/vhv-sigorta/15179
Emine Merdim Yılmaz
<img src="http://galeri3.arkitera.com/var/resizes/vhv-sigorta/VHV_01hokasu.jpg.jpeg" width="1000" /><br/>Tasarım Ekibi : Adil Kırkaya,Erdem Argun<br>Mimarlık Ofisi : İkibiniki<br><br>İkibiniki tarafından tasarlanan VHV Sigorta projesi, İstanbul'da yer alıyor.<br><br><p><strong>Tasarımcılar projeyi şu sözler ile anlatıyor:</strong></p>
<p>İstanbul'da yer alan ofis projemiz, VHV Sigorta için tasarlanmış olup toplamda iki katı kapsamaktadır. Tasarımda, çalışan konforu ve verimliliğini artırmayı amaçlayan akıcı bir mekân düzenine odaklandık. Keskin geçişler yerine yumuşak geçişler tercih ederek, alanda süreklilik ve bütünlük hissini pekiştirdik.</p>
<p>Endüstriyel bir tasarım yerine, daha doğal bir yaklaşım benimsedik ve kullanıcıların sıcak ve davetkar bir ortamda çalışmalarını sağladık. Ofis genelinde, kurumsal kimlikle uyumlu renkler kullandık. Ancak sosyal alanlarda, daha çeşitli ve canlı renk tonları kullanarak sıcaklık ve samimiyet hissi yarattık. Doğal ahşap yüzeyler ve yeşil dokular, bu atmosferi destekleyerek kullanıcı konforunu artırdı. Malzeme ve renk seçiminde, işlevsellik ve estetiği dengeli bir şekilde harmanladık. Tasarımda, işlevsel ve esnek bir yaklaşım benimseyerek farklı kullanıcı ihtiyaçlarına uyum sağlayan alanlar oluşturduk.</p>
<p>Mekân düzeninde, ofis içindeki çalışan hareketliliğini kolaylaştırmak amacıyla çekirdek etrafında bir dolaşım aksı oluşturduk. Çalışma alanlarını, doğal ışığı maksimum düzeyde kullanabilmek için cepheye yakın konumlandırdık. Telefon kulübeleri, kahve köşesi ve baskı alanı gibi ortak alanları ise çekirdek etrafında düzenledik. Bu yaklaşım, kullanıcıların farklı ihtiyaçlarına yönelik alanlara kolayca erişmelerini sağladı. Aydınlatma tasarımını, estetik ve işlevsellik göz önünde bulundurarak şekillendirdik. Özellikle telefon kulübeleri ve sosyal alanlar gibi odak bölgelerinde, görsel konforu sağlarken akustik performansı artıran kumaş kaplı aydınlatma elemanları kullandık.</p>
<p>Projemiz, modern sigorta sektörü çalışanlarının ihtiyaçlarına yönelik bir çözüm sunarken, kurumsal kimliği sıcak ve davetkar bir atmosferle başarılı bir şekilde harmanladı. Doğal malzemeler ve işlevsel-esnek tasarım yaklaşımı, geleceğin ofis konsepti için uygun bir çalışma ortamı yaratıyor.</p>
Thu, 27 Feb 2025 10:42:57 EET
-
Midas
http://www.arkiv.com.tr/proje/midas/15178
Emine Merdim Yılmaz
<img src="http://galeri3.arkitera.com/var/resizes/midas/Midas_01hokasu.jpg.jpeg" width="1000" /><br/>Tasarım Ekibi : Adil Kırkaya,Erdem Argun<br>Mimarlık Ofisi : İkibiniki<br><br>İkibiniki tarafından tasarlanan Midas, İstanbul Altunizade'deki İnci Plaza'da yer alıyor.<br><br><p><strong>Tasarımcılar projeyi şu sözler ile anlatıyor:</strong></p>
<p>İstanbul Altunizade'deki İnci Plaza'da yer alan Midas projemizi, çalışan deneyimini ön planda tutan modern bir vizyonla tasarladık. Aktivite tabanlı ofis konseptiyle, geleneksel hiyerarşik yapıların fiziksel sınırlarını aşarak, işbirliği ve esnekliği teşvik eden bir çalışma ortamı yaratmayı hedefledik.</p>
<p>Zengin fonksiyonel alanlar, hem bireysel hem de ekip ihtiyaçlarına yüksek esneklik sunuyor. Mekân tasarımında, sıcak ve davetkâr bir atmosfer yaratmak için ahşap dokular, yeşil tonlar ve sıcak renk paletleri tercih ettik. Akustik performansı optimize etmek için kumaş kaplı aydınlatma elemanları kullandık, böylece görsel ve işitsel konforu sağladık. Ofis genelinde ana zemin kaplaması olarak yalnızca LVT zemin kullandık; estetik bütünlük sağlarken hijyen ve bakım kolaylığını da ön planda tuttuk. Aydınlatmayı, mekânın çeşitli fonksiyonel alanlarını destekleyecek şekilde seçtik ve akustik düşünceler ile görsel konfora odaklandık.</p>
<p>Planlama stratejimizi, çalışan ihtiyaçları ve hareketliliği göz önünde bulundurarak geliştirdik. Ana düzeni, şirketin çalışma kültürüyle uyumlu, rahat ve ergonomik bir açık ofis düzeni oluşturacak şekilde tasarladık. Ofisin merkezi aksını, toplantı odaları, telefon kulübeleri ve sosyal alanlarla çevreledik ve cephe boyunca konumlandırılmış çalışma alanlarıyla maksimum doğal ışık sağladık, odaklanmayı artırdık. Çeşitli alanlarla kullanıcı deneyimini zenginleştirerek, kısa süreli telefon görüşmeleri için tasarlanmış telefon kulübelerinden, farklı boyutlarda toplantı odalarına, bireysel odaklanma ve takım çalışması için farklı yüksekliklerdeki çalışma alanlarına, dinlenme alanlarından etkinliklere ev sahipliği yapabilen amfi düzenine kadar geniş bir yelpaze sunduk. İki katı birbirine bağlayan iç merdiveni, hem mekân sürekliliği hem de tasarım bütünlüğü için önemli bir unsur olarak tasarladık.</p>
<p>Genel olarak, projemizle çalışanlara sadece bir işyeri değil, aynı zamanda üretkenliklerini artırabilecekleri rahat ve çok yönlü bir alan sunduk. Aktivite tabanlı tasarım yaklaşımımız, modern ofis tasarımı için gelişmiş çözümler sunarak estetik, işlevsellik ve kullanıcı deneyimi açısından yüksek standartlar sağlamaktadır.</p>
Thu, 27 Feb 2025 10:01:00 EET
-
Astra Zeneca
http://www.arkiv.com.tr/proje/astra-zeneca/15177
Emine Merdim Yılmaz
<img src="http://galeri3.arkitera.com/var/resizes/astra-zeneca/1_hokasu.jpg.jpeg" width="562" /><br/>Tasarım Ekibi : Adil Kırkaya,Erdem Argun<br>Mimarlık Ofisi : İkibiniki<br><br>İkibiniki tarafından tasarlanan Astra Zeneca, Levent 199'da yer alıyor.<br><br><p><strong>Tasarımcılar projeyi şu sözler ile anlatıyor:</strong></p>
<p>İstanbul'un prestijli Levent iş bölgesinde yer alan AstraZeneca ofis projemiz, Activity-Based Working (ABW) prensipleriyle uyumlu modern bir tasarım yaklaşımını yansıtıyor. Üç kat boyunca yayılan bu projede, kullanıcı deneyimini ön planda tutarak kurumsal kimliği dinamik mekânsal çözümlerle harmanladık. Her kat, insan etkileşimini, bağlantıyı ve verimliliği teşvik edecek şekilde dikkatlice tasarlandı ve sürdürülebilirlik temel bir unsur olarak entegre edildi. Esnek düzenlemeler, modüler mobilyalar ve çeşitli çalışma alanları ile farklı çalışma stillerine ve ekip ihtiyaçlarına uyum sağladık.</p>
<p>17. katta, ana girişin, resepsiyon alanına, ziyaretçi salonuna ve çeşitli toplantı odalarına sorunsuz bir şekilde yönlendirilmesini sağladık, ardından işbirliği ve iletişim alanlarına geçiş yaptık. Bu alanlar, formal olmayan etkileşimi, kısa süreli çalışmayı ve sosyal aktiviteleri teşvik ederken, en yoğun bağlantı alanlarından en uzak konumda bulunan konsantrasyon bölgesi, odaklanmış görevler için sessiz bir alan sunuyor. 18. kat, yönetim için ayrılmış olup, prestijli bir toplantı odası, bir yönetici salonu, farklı ölçeklerde kapalı toplantı odaları, telefon kulübeleri ve açık ofis alanı içeriyor. 19. kat ise, işbirliği merkezi olarak hizmet veriyor ve takım çalışmasını ve sosyal etkileşimi teşvik eden bir kafe, town hall ve çok fonksiyonlu toplantı alanları içeriyor. Ayrıca, bu katta birer wellbeing odası bulunuyor; bunlardan biri, çalışanların iyiliğini artırmak için biophilic unsurlar barındırırken, diğeri büyük bir ekran ve sakinleştirici atmosfer yaratmak için ambiyans ses sistemiyle donatılmıştır.</p>
<p>Sürdürülebilirlik, tasarım yaklaşımımızın temel taşlarından biriydi. Çevre dostu malzemeler seçtik, enerji verimli sistemler entegre ettik ve doğal ışık ile yeşillik gibi biophilic unsurlar kullanarak ofis ortamını geliştirdik. Ofisin her yerine geri dönüşüm noktaları stratejik olarak yerleştirildi ve tasarımın LEED gibi global sürdürülebilirlik sertifikalarına uygun olmasına özen gösterdik. Erişilebilirlik ve kapsayıcılığı ön planda tutarak, farklı kültürel unsurları entegre ettik, farklı vücut tiplerine uygun mobilyalar tasarladık ve tüm ırkları, cinsiyetleri ve yaşları temsil eden marka görselleri geliştirdik.<br />Esneklik tasarımımızın merkeziydi. Kolayca dönüşebilen alanlar yaratmak için hareketli duvarlar, modüler mobilyalar ve uyarlanabilir düzenlemeler tasarladık, böylece değişen iş ihtiyaçlarına kolayca uyum sağlandı. Ayrıca, akustik konfora önem vererek, verimli ve rahat bir çalışma alanı oluşturmak için ses emici malzemeler kullandık. Dinamik bir düzen oluşturarak, çalışanların gün boyunca çeşitli alanları kullanmalarını teşvik ettik ve böylece işbirliği, yaratıcılık ve iyilik halini destekledik.</p>
<p>AstraZeneca Levent Ofisi ile sürdürülebilirlik, fonksiyonellik ve kapsayıcılığı harmanlayan bir çalışma alanı sunduk. Düşünceli planlama ve yenilikçi çözümlerle, hem bireysel odaklanmayı hem de kolektif sinerjiyi destekleyen dönüştürücü bir ortam yarattık.</p>
Fri, 14 Feb 2025 13:57:36 EET
-
IzQ İnovasyon Merkezi
http://www.arkiv.com.tr/proje/izq-inovasyon-merkezi/15175
Emine Merdim Yılmaz
<img src="http://galeri3.arkitera.com/var/resizes/izq/P1_ZMY_6492-2.jpg.jpeg" width="1000" /><br/>Tasarım Ekibi : Melis Varkal,Mustafa Gökhan Çelikağ,Buğra Eser,Kerem Yeşildağ,Alpay Demirci,Erenus Atilla,Dilşad Kurdak,Hande Kocabaş,Mehmet Hepaksaz<br>Mimarlık Ofisi : ofisvesaire<br><br>İzmir Ticaret Odası Binası Yenileme Fikir Projesi Yarışması sonucunda 1.lik Ödülü kazanan proje Ofis Vesaire tarafından tamamlandı.
<br><br><p><strong>Tasarımcılar Projeyi Anlatıyor:</strong></p>
<p>1986 yılında İzmir Ticaret Odası'nın idari ihtiyaçlarına göre tasarlanıp inşa edilen İZTO binası, kıyı şeridi boyunca İzmir'in kentsel hafızasında ayrı bir yer tutarken, zamanla şehrin ihtiyaçlarına cevap verememiştir. İnovasyon merkezinin tasarımı, bir dizi talep ve senaryo ile yeniden işlevlendirme merceği üzerinden yeniden ele alınmıştır. Kapsamlı analiz ve hesaplamalar sonucunda, yapı programının daha bütüncül kamusal kullanıma dönüştürülmesi için farklı ölçeklerde yapısal ve teknolojik müdahaleler belirlenmiş ve uygulanmıştır.</p>
<p>Mevcut yapının konumu ve taşıyıcı sistemi göz önünde bulundurularak yapılması gereken müdahaleler zor ve sınırlı görülmüş olmasına rağmen, yenilikçi çözümlerle yapının ana fikrini destekleyecek revizyonlar yapılmıştır. Örneğin, sarı dikey dolaşım omurgası, kullanıcı etkileşimini ve birlikte yaşamayı teşvik ederek iletişimi destekler ve güçlendirir. Tasarımda kinetik bir cephenin, hareketli bir çatının ve zemin katta denize bakan küçük bir amfitiyatro alanın kullanılmasıyla inovasyon merkezinin her katında güneş ışığına, deniz havasına ve nefes kesen manzaralara olanak sağlanmıştır. Bu mimari deneyimlerle hem görsel hem de dokunsal farkındalık vurgulanması hedeflenmiştir.</p>
<p>İnovasyon hem ismiyle hem de kavram olarak sadece buluşu ifade etmiyor, aynı zamanda mekan yaratma yaklaşımını da tanımlıyor. İnovasyon en basit tanımıyla farklı ve yeni fikirlerin geliştirilmesi, uygulanması ve geçerliliğinin test edilmesidir. Bu yapı, yenilikçilik fikrinin tanıtılması, benimsenmesi ve uygulanması yolunda öncü olmayı hedeflemektedir. Bina içinde bir 'birliktelik' duygusu yaratmak amacıyla, farklı düzeylerde görsel ve fiziksel geçirgenliğe sahip mekanlar veya 'mikro habitatlar' stratejik olarak farklı düzeylerde, kapalı ve yarı açık 'nişler' olarak konumlandırılmıştır. Açık plan kurgusuyla farklı kullanıcı deneyimleri ve farklı mekansal ihtiyaçlara ve dönüşümlere izin vermektedir.</p>
<p>Yaşam döngüsünün bu yeni evresinde, özenle düzenlenmiş bir metamorfozun aracılığıyla, IzQ İnovasyon Merkezi, çağdaş mimari programın ihtiyaçlarıyla değişmeye devam etmektedir. Merkez, deniz, kullanıcı ve şehir arasında kurduğu güçlü diyalog ile, ziyaretçilerinin hayatında dönüştürücü bir rol oynuyor. Yeniden işlevlendirme kurgusu, yapıya yeni bir kimlik kazandırmak ile beraber yapıyı yeniden kentle ve kentliyle buluşturmaktadır</p>
Fri, 07 Feb 2025 17:49:31 EET
-
Başiskele Modern Evleri
http://www.arkiv.com.tr/proje/basiskele-modern-evleri/15174
Emine Merdim Yılmaz
<img src="http://galeri3.arkitera.com/var/resizes/basiskele-modern-evleri/01.jpg.jpeg" width="1000" /><br/>Tasarım Ekibi : Ömer Ülker<br>Mimarlık Ofisi : D211 Mimarlık Ofisi<br><br>Kocaeli'nin Başiskele İlçesi'nde, Bahçecik Mahallesi'nde yer alan Başiskele Modern Evleri D211 Mimarlık Ofisi tarafından tasarlandı.
<br><br><p><strong>Tasarımcılar Projeyi Anlatıyor:</strong></p>
<p>Kütlesel tasarımı bulunduğu eğimli araziyle bütünlük kuran, mekânsal organizasyonu ile kullanıcının güneş ışığını doğrudan almasına imkan sunan, topoğrafyaya gömülmüş sekiz konut...</p>
<p>Kocaeli'nin Başiskele İlçesi'nde, Bahçecik Mahallesi'nde yer alan, 3 tarafı yol, bir tarafı komşu parsel olan proje arazisi 17 metre kot farkı bulundurmaktadır. Tasarım sürecinde öncelikle, bulunan bu kot farkını avantaja çeviren, araziye en uygun şekilde oturan bir formal yaklaşım ve bunlarla birlikte kullanıcılar için özel alanlar oluşturarak mahremiyetlerini koruyan bir kurgu hedeflenmiştir.</p>
<p>Konutların, hiçbir perspektiften birbirlerinin manzarayla etkileşimini kesmemesi ve özel alanlarına saygı duyacak şekilde konumlandırılması amaçlanmıştır. Bu bağlamda 8 adet konut; 2' şer sıra olarak eğime paralel şekilde, 3.30 m yükseklik farkı ile araziye yerleştirilmiştir. Karşılıklı duran konutların ortasından geçen yol ile her konutun kendi yarı açık otoparkına ulaşması sağlanmıştır. İç plan kurgusu ile kütlesel oluşum beraber düşünülmüş olup yaşam alanlarının manzaraya doğru yönelmesi öncelik edinilmiştir.</p>
<p>L formunda iki kol olarak çalışan; yaşam alanı, mutfak ve odalardan oluşan villaların giriş katında yaşam alanı, mutfak ve misafir odası bulunmaktadır. Salon ve mutfağa ortak olarak hizmet edebilecek bir veranda düşünülmüş ve açık havuz ile veranda ilişkilendirilmiştir. Konutlarda açılan iç bahçe ile hacimlerin ışık geçirgenliği arttırılmıştır Yatak odalarının bulunduğu üst kat tasarlanırken -2.30,+1.00,+4.00 kotlarında bulunan konutlar için L formun tek kolu kullanılmışıtır. Bu doğrultuda üst kotlarda yer alan diğer konutların salonlarının manzara görüşünün kesilmemesi amaçlanmıştır.</p>
<p>Konut hacimlerinin yerleştirilmesiyle adeta birbirlerine ilmeklenen fakat plan çözümleriyle her konuta esnek ve özel mekanlar sunan Başiskele Modern Evleri , kullanıcılarına yaşam alanlarında kullanım kolaylığı, sosyallik, yaşam kalitesi ve güvenlik sağlamaktadır.</p>
<ul class="infos">
</ul>
Fri, 07 Feb 2025 07:54:44 EET
-
Notos Kaş Evleri
http://www.arkiv.com.tr/proje/notos-kas-evleri/15173
Emine Merdim Yılmaz
<img src="http://galeri3.arkitera.com/var/resizes/notos-kas-evleri/00732.jpg.jpeg" width="1000" /><br/>Tasarım Ekibi : Kerem Erginoğlu,Hasan Çalışlar,Aslı İngenç Bölükbaş,Seda Duran<br>Mimarlık Ofisi : Erginoğlu & Çalışlar Mimarlık<br><br>Notos Kaş Evleri, Kerem Erginoğlu, Hasan Çalışlar, Aslı İngenç Bölükbaş, Seda Duran tarafından tasarlandı.<br><br><p>Proje, şehir merkezinden uzakta ve orman arazisi ile çevrili iki ayrı arsada toplam 6500 m2 alana yayılmış on dört villadan oluşmaktadır. Projenin ilk aşamalarında topoğrafya, iklim, güneş hareketleri, rüzgar gibi doğa koşulları detaylı bir şekilde incelenmiş ve iki villa tipi oluşturulmuştur. Projenin amacı, doğanın bir parçası olacak, ancak konforlu mekanlar yaratarak ısı, rüzgar vb. çevresel faktörleri en aza indirecek bir konut topluluğu tasarlamaktı.</p>
<p>Akdeniz bölgesinin iklim koşullarına yönelik uluslararası mimari çözümler incelenmiş, topoğrafya ve çevresel etkiler açısından analiz edilmiş ve uygun iç ve dış mekan ilişkisine dayalı mekansal çözümler geliştirilmiştir.</p>
<p>Her villa için günün farklı saatlerinde kullanılabilecek çoklu teras alanları tasarlanmış; doğal havalandırmayı desteklemek için doğrama yerleşimleri ve çatı ışıklık çözümleri geliştirilmiştir.<br />Mevcut ağaç dokusu korunmaya çalışılarak ve her bir villanın konumu diğerleriyle ve peyzajla ilişkili olarak değerlendirilerek yerleşim planı belirlenmiştir. Organik dokular örnek alınarak hem kamusal hem de özel yaşam alanlarını içinde barındıran bir plan yapısı oluşturulmuştur.</p>
<p>Üç boyutlu programların eklentileri kullanılarak gölge ve topoğrafya analizleri yapılmış ve bu analizler yerel mimari örneklerin birikimi ile birleştirilerek güncel yapı teknolojisine uygun bir proje tasarlanmıştır. Her konut, PV panelleri kullanarak kendi elektriğini üretecek şekilde tasarlanmıştır. Yapı strüktürleri bu vizyon göz önünde bulundurularak tasarlanmış ve uygun çatı kaplama malzemeleri seçilmiştir.</p>
Fri, 07 Feb 2025 07:37:05 EET
-
Ankara Erman Ilıcak Fen Lisesi
http://www.arkiv.com.tr/proje/ankara-erman-ilicak-fen-lisesi/15172
Emine Merdim Yılmaz
<img src="http://galeri3.arkitera.com/var/resizes/ankara-erman-ilicak-fen-lisesi/AEIFL_01.jpg.jpeg" width="1000" /><br/>Tasarım Ekibi : Ebru Can Bilhan,Kenan Bilhan<br>Mimarlık Ofisi : CBN Mimarlık<br><br>CBN Mimarlık tarafından tasarlanan Ankara Erman Ilıcak Fen Lisesi Sincan, Ankara'da yer alıyor.
<br><br><p><strong>Tasarımcıları projeyi anlatıyor:</strong></p>
<p>Proje, Ankara Sincan bölgesinde inşa edilen 24 derslikli bir okul, 195 kişilik yurt bloğu ve 230 kişilik spor salonu yapılarından oluşan bir fen lisesi kampüsüdür. Proje alanı, kentin gelişen, merkezinden batısına doğru uzanan konut bölgesinde yer almaktadır.</p>
<p>Proje adası bütünüyle eğitim yapılarından oluşmaktadır. Parsele komşu 3 adet farklı zamanlarda inşa edilmiş lise yapıları bulunmaktadır. Bütünü daha asal geometrik bir parsel olmasına rağmen zamanla çevresindeki eğitim yapıları eklendikçe kalan proje alanı geometrisi açısından bütüncül bir yaklaşımla planlanması zor bir arsa alanına dönüşmüştür.</p>
<p>Projenin geliştirilmesi aşamasında proje alanının şehrin gelişen bölgesinde yer alması, komşularının yine eğitim yapısı olması ve çevresinde büyük kentsel bir yeşil alan olması (Harikalar Diyarı/Sincan) pozitif değerler olarak ele alınmıştır. Proje için belirlenen temel kavram, eğitim adına birçok programın bir araya gelecek olması dolayısıyla yapıların bir bütünlük içinde olması ve tanımlı ve büyük bir açık alana sahip olabilmesidir.</p>
<p>Bir bağış projesi olarak kısıtlı bütçe ile bir eğitim merkezinin işlevsel ve sosyal rolünün bilinciyle tasarım yapılmıştır. Bir bütünlük içerisinde oluşturulan kampüs, birbirine bağlı üç ana kütleden oluşur; okul binası, kapalı spor salonu ve yurt bloğu.</p>
<p>Proje, eğitimin birer parçasını oluşturan kültür, sosyal yaşam, bilim, sanat ve teknolojinin bir arada olduğu bir etkileşim alanıdır. Eğitim bu bileşenlerin tümü olarak algılanarak, projenin temel amacı etkileşimli alanlarının farklı noktalarında çeşitli mekânsal deneyimleri öngörerek mekânsal süreklilik yaratmaktır. Temel amaç, genel eğitim anlayışının ötesinde, kullanıcılar için yeni ve sosyal bir yaşam alanı yaratmaktır.</p>
<p>Proje alanı yola uzun cephesi olan kelebek şeklinde bir arsadan oluşmaktadır. Bu haliyle yola paralel geniş bir üçgen alan tanımlanabiliyor idi, okul yapısı bu üçgene yine üçgen biçimiyle oturup büyük temiz bir açık alan bırakılmaya çalışılmıştır. Bu yerleşim diğer tüm yapıları birbirine bağlayacak bir şemaya dönüşmüştür.</p>
<p>Eğitim yapılarının yerel sosyal merkezlerin rolünü üstlenmesi gerektiği düşünülür ise, okulun ve çevresindeki açık alanların bir kamu yatırımı olarak mahalle sakinlerine hizmet etme potansiyeline sahiptir. En büyük potansiyel, özel ve ortak alanların ayrılmasından doğar; sınıflar ve yatakhaneler zemin kattan kolaylıkla izole edilebilen üst katlarda yer alırken, kamusal kullanıma açılabilecek üniteler ise giriş katında dışarıdan rahatlıkla ulaşılabilecek şekilde konumlandırılmıştır. Okul binası, iç fuaye mekanı ile kampüs dolaşımını genişleterek alana katılır. Okul bloğunun 1. katında ve peyzaja doğru patlayan kütüphane ve konferans salonu blokları, konferans salonunun altındaki kantin, orta avluyu çevreleyen geniş cam yüzeylerden gün ışığı alan iç mekan aktivite salonu olarak iç mekan amfisi ile üst katta sosyal kullanımın devamı olan koridorlarla ile bağlantılıdır. Kapalı toplanma ve buluşma alanı olarak hizmet veren tüm koridorlar yoğun gün ışığı alır, böylece gençlerin mola saatlerini bulutlu günlerde aydınlık ortamlarda geçirebilmeleri amaçlanmıştır.</p>
<p>Fen lisesi öğrencilerinin eğitim alacağı mekânların yeterliliği ve fiziksel kalitesi kadar açık ve kapalı alanlardaki sosyal alanların niteliği önemsenmiştir. Kullanıcılara etkileşim için farklı mekânsal deneyimler sunan açık ve kapalı alan ilişkileri kurulması amaçlanmıştır.</p>
<p>Genel olarak binalar geleneksel betonarme yapı olarak tasarlanmıştır. Çelik yapı spor salonunun çatısında kullanılmaktadır. Cepheler ekonomik kısıtlamalar nedeniyle çoğunlukla sıvadır. Cephe tasarım elemanı olarak renkli alüminyum kaplamalar kullanılmıştır. Genel yapıda hedef, brütalist bir ifadedir; iç kolonlar ve kısmi tavanlar gibi yüzeyler ile dış revak elemanları açıkta bırakılmıştır. İç tasarımda genel yerleşim planında her kat için aynı malzeme paletinden renkler seçilmiştir.</p>
<p>Kampüs, Rönesans Holding tarafından bir hayır işi olarak inşa edilmiştir.</p>
Fri, 07 Feb 2025 07:21:19 EET
-
SUPRA
http://www.arkiv.com.tr/proje/supra/15171
Emine Merdim Yılmaz
<img src="http://galeri3.arkitera.com/var/resizes/supra/02_built_photos (1).jpg.jpeg" width="1000" /><br/><br><br><br>Sevince Bayrak, Oral Göktaş, Aysima Akın, Mete Bezek, Asu Pala, Yichi Zhang tarafından tasarlanan SUPRA, Suseong International Biennale kapsamında inşa edildi.
<br><br><h1><em style="font-size: 13px;">“Sonuçta, dünya da yalnızca bir taş parçası, mutlak uzayda bir zerre.”</em></h1>
<div class="content-area" data-wd-pending="">
<p>Pak Mogwŏl</p>
<p>Doğa ve kentler arasındaki ilişki, kentleşmenin başlangıcından bu yana tartışılan bir konu. Doğal kaynaklar, nüfus artışı, teknoloji, ekonomi ve kentsel politikalar gibi çok yönlü bileşenler, bu tartışmayı karmaşık hale getirirken, belirgin sonuçlar da ortaya çıkardı. Özellikle son yıllarda hızla büyüyen şehirler ve artan yüksek yoğunluklu kentsel alanlar, doğal döngülerin görünürlüğünü azalttı. Bu değişim, insanın doğayı görerek anlama sürecini sekteye uğratarak insan-doğa ilişkisini dönüştürmeye başladı. Rüzgarın yön değiştirmesi, güneşin hareketi, mevsimlerin geçişi, doğanın baharla birlikte yeniden uyanışı gibi en olağan döngüler bile, yoğun yapılaşma, iklim krizi ve doğayı aşılması gereken bir sınır olarak gören şehirleşme anlayışı nedeniyle fark edilmesi güç hale geldi.</p>
<p>Seul ve Suseong’a yaptığımız ilk ziyaretlerde, kent ve doğa arasındaki ilişkiyi gözlemledik. İstanbul’dan farklı olarak, Güney Kore şehirlerinde dağlar, nehirler ve vadiler gibi doğal unsurlar, teknolojinin baskın rolüne rağmen hâlâ hissedilebilir bir varlığa sahip. Seul’ün tam ortasında tüm heybetiyle yükselen Namsan Dağı ve kentin doğal peyzaj dokusunun kaynaklarından olan Han Nehri, şehirde dolaşırken dokunulabilir peyzaj öğeleri olarak karşımıza çıkıyor. Ancak çevrelerini saran elli katlı konut blokları, dev otoyollar ve yükselen ofis kuleleri, bize büyük bir metropolün içinde olduğumuzu hatırlatıyor.</p>
<p>Uluslararası Suseong Bienali için küratörler Choon Choi ve Youngmun Kim, kent, peyzaj, insan ve insan dışı varlıkların ilişkilerini tartışmak amacıyla ‘ilişkisel alan’ temasını belirledi. Bu doğrultuda, Suseong bölgesindeki kamusal parklara ‘kendini sorgulama’ alanı olarak kullanılabilecek kalıcı yerleştirmeler yapmaları için dört mimarlık ofisini davet ettiler. Bize önerilen proje alanı Daejin-ji, yoğun yapılaşma, otoyollar, insan yapımı bir göl ve yeşil alanlarla çevrili olup, doğa ile kentsel dokunun oluşturduğu zıtlığı gözler önüne seriyordu. Geçen arabaların gürültüsü, gölde süzülen nilüfer çiçeklerinin dinginliğiyle tezat oluştururken, bu karşıtlık zamanın ve değişimin farklı boyutlarını deneyimlememizi sağlıyordu.</p>
<p>Kore mimarisinde doğa ve yapılı çevre arasındaki ilişki yalnızca kentleşme sürecinde değil, malzeme seçimlerinde de belirgin şekilde kendini gösteriyor. Kayalar ve taşlar, doğada bulundukları halleriyle bir araya getirilirken, ahşap ve diğer malzemelerle özgün detaylarla bütünleşiyor.</p>
<p>Bu gözlemlerden yola çıkarak, böyle bir ikilemin tam ortasında, üç kayanın üzerine kondurulmuş ahşap ve çelik taşıyıcıları olan bir gölgelik öneriyoruz. Kullanılan malzemeler ve detaylar, kapalı ve yüksek bakım gerektiren alanlar yaratmadan, kentsel bir iç mekân hissi sunuyor. Yağmur yağdığında SUPRA, suyun havadan toprağa doğru hareketini görünür kılmayı amaçlıyor. Eğimli çatıdan süzülen yağmur suları, zemindeki oluğa yönelerek toprağa karışıyor. Yağmur yağmadığında ise SUPRA, Marshall Berman’ın tanımladığı gibi, insanların fiziksel olarak yalnız kalmadan baş başa olabilecekleri bir alan sunuyor. Öğle molasında bir kayanın yanında, gölgelik altında oturup otoyoldan gelen sesleri dinlerken sürüklenen bulutları izleme ve kendini sorgulama anı yaşama imkânı tanıyor.</p>
<p>Supra: ‘üst’, Latince ‘alt’ anlamına gelen Infra’nın zıt anlamlısıdır.</p>
</div>
Thu, 06 Feb 2025 14:44:12 EET
-
Ziraat Alsancak Misafirhane ve Şube Yapısı
http://www.arkiv.com.tr/proje/ziraat-alsancak-misafirhane-ve-sube-yapisi/15170
Emine Merdim Yılmaz
<img src="http://galeri3.arkitera.com/var/resizes/ziraat-alsancak/1.jpg.jpeg" width="1000" /><br/>Tasarım Ekibi : Bülent Karakaya,Tuğberk Cem Kuranel,Cenk Erkoçoğlu,Süreyya Atalay,Burcu Şenal,Eser Yılmaz,Ali Osman Öztürk,Güray Tekin<br>Mimarlık Ofisi : A Tasarım Mimarlık<br><br>A Tasarım Mimarlık tarafından tasarlanan Ziraat Alsancak Misafirhane ve Şube Yapısı İzmir'de bulunuyor.
<br><br><p>T.C. Ziraat Bankası Alsancak Şubesi hizmet birimleri, ticaret ve konaklama işlevlerini içeren proje, Plevne ve Talatpaşa Bulvarlarının kesişiminde üçgen bir adanın köşe parseli üzerindedir. Denize yakın konumda bulunan arsanın karşısında Cumhuriyet dönemi yapısı Gazi ilköğretim Okulu bulunmaktadır. Zemin +sekiz katlı yapıda banka şubesi, satış mağazası ve konukevi gibi üç farklı işlev düzenlenmiştir. Şube girişi Talatpaşa Bulvarı üzerindedir. Zemin ve birinci katlar banka ve özel satış mağazası ile ilgili işlevlere ayrılmış olup üst katlarda konukevi odaları düzenlenmiştir. Kat çekirdeği arka bölüme alınarak cadde yönünde cephe yüzeylerinde mekanlar bırakılmıştır. Teras çatıda konukevine hizmet eden servisler yer almaktadır. Yapıda otel-ofis-misafirhane gibi gelecekte de farklı işlevleri kapsayabilecek bir cephe tasarımı ile esnek bir yaklaşım geliştirilmiştir. Cephe yüzeylerini saran koyu renk terra cotta elemanlar açık renklerin hakim olduğu kentte kontrast oluşturur. İklime bağlı olarak düzenlenen balkonlar içeriye alınarak cephe yüzeyini derinleştirir. Boşluklu dış yüzey ile iç cephe arasında hava akışı oluşur. Her iki cadde yönünde tasarıma hakim olan lineer elemanlar, yapının gündüz ve gece etkisini güçlendiren özel detaylar içerir.</p>
Thu, 06 Feb 2025 06:58:57 EET
-
Private7
http://www.arkiv.com.tr/proje/private7/15169
Emine Merdim Yılmaz
<img src="http://galeri3.arkitera.com/var/resizes/private7/1_EKAP7850_pvt.jpg.jpeg" width="1000" /><br/>Tasarım Ekibi : Ağacan Bahadır,Tümer Keser<br>Mimarlık Ofisi : BARN arch.<br><br>BARN arch. tarafından tasarlanan "Private7", Çekmeköy'de yer alıyor.
<br><br><p>Private7 projesi İstanbul Ömerli'de, 4.000 metrekare alan özelinde oluşturulacak konut yapılarının müstakil kullanımı ve birbirleri ve çevresi ile var edeceği mikro mahalle senaryosu üzerine kurgulanmıştır.</p>
<p>Arazinin yakın çevresi, kendi geometrisi ve kot değerleri eşzamanlı gözetilerek 7 villa ve ortak kullanım alanları organize edilmiştir. Yapı tipolojileri araziye istinaden farklılaştırılmış, cephe sınırlarında yaratılan hareketler ile açık alan kullanımları her cephede farklı varyasyonlara imkan vermiştir. Bu noktada her yapıda servis hacimlerini içeren bodrum katlar zemin kotunun üzerine çıkarılarak doğal ışık alması sağlanmış ve bahçelerin zemin kat ile olan ilişkisi her cephede farklılaştırılarak aynı varyatif kimlik kesite de aktarılmıştır.</p>
<p>Cephelerdeki geniş pencere yırtıkları; iklim özellikleri, yapıların birbirleri ile kurduğu görsel iletişim ve iç mekan kullanım ilişkilerine göre belirlenmiştir. Bu geniş yırtıklar ve malzeme seçimleri ile kütleler hafifletilmiştir. Kullanılan her açıklık bahçe alanlarını villaların iç mekan yaşantısının bir uzantısı haline getirir. Merdivenin çelik strüktür tasarımı zemin katta yakalanan akışkanlığı diğer katlara iletir. İç mekan detay çözümleri hacimlerin karakterine göre belirlenen materyaller ile özelleşirken, her bağımsız seçim bir araya gelişinde total bir harmoniyi ifade eder.</p>
Wed, 05 Feb 2025 16:15:52 EET
-
Furnishings and Design Istanbul (FDI) Fuar Alanı Tasarımı
http://www.arkiv.com.tr/proje/furnishings-and-design-istanbul-fdi-fuar-alani-tasarimi/15168
Emine Merdim Yılmaz
<img src="http://galeri3.arkitera.com/var/resizes/furnishings-and-design-istanbul/01.jpg.jpeg" width="1000" /><br/>Tasarım Ekibi : Cemal Çobanoğlu,Başak Bakkaloğlu<br>Mimarlık Ofisi : ABRA Design Studio<br><br>19-21 Eylül 2024 tarihleri arasında ilki düzenlenen Furnishings and Design Istanbul Fuarı (FDI)'nın alan tasarımını ABRA Design Studio yaptı.
<br><br><p>19-21 Eylül tarihleri arasında ilki düzenlenen Furnishings and Design Istanbul Fuarı (FDI)'nın alan tasarımını, hem manifestosunda vurgulanan ve FDI'nın bu seneki temasını oluşturan "sıçrama noktası" kavramı ve bu sıçramanın tasarım ekosistemindeki tüm paydaşların bir arada ve şeffaf bir şekilde hareket etmesi ile mümkün olacağı fikri, hem de katılımcı markalara ve ziyaretçilere daha nitelikli bir fuar deneyimi yaşatma amacı şekillendirdi.</p>
<p>Dairesel plan ve bu plan dahilinde çözülen sirkülasyonlar ve stant ya da ortak alan konumlandırmaları, malzeme, renk, aydınlatma gibi tasarım girdilerinin de katkısı ile, hem manifestoyu kavramsal ve fiziksel olarak mekan tasarımına aktarmayı, hem de ziyaretçilerin alanı kolay bir şekilde gezmesini, hiçbir marka stantını ya da etkinlik alanını gözden kaçırmamasını sağlamayı, birbirleri ya da marka temsilcileri ile ve sergilenen ürünlerle olan iletişimi daha verimli ve nitelikli bir hale getirmeyi amaçladı.</p>
<p>Ekosistemdeki paydaşların bir arada yer aldığı Design Circle, FDI Stage, New Horizon gibi tüm içerikler alan tasarımının merkezine konumlandırıldı ve marka stantları da dairesel bir plan şeklinde, bu merkezin etrafına, bir çember çizecek şekilde yerleştirildi. Bu dairesel plan, çekirdekte yer alan kolektif etkinin çeperde bulunan markalara sıçramasını ve içe kapanık hali ile bir arada olmayı, marka stantlarının tek bir koridorda yer alması da her paydaşın eşit değerde olduğunu vurgulamaktaydı.</p>
<p>Marka stantlarının strüktürlerindeki beşik çatı şeklinin sürekliliği ile oluşturulan ve etkinlikte yer alacak markaların ve Türkiye tasarım ekosistemi paydaşlarının özgün ürünlerinin birlikte yer aldığı Design Circle strüktürü, bir arada olmayı temsil etmekteyken, en merkezdeki tiyatro ya da amfiye gönderme yapan oturma biçimi de, referansını antik dönem felsefe okullarından almakta ve özgürce fikir tartışılan yer vurgusu yapmaktaydı.</p>
<p>Alan tasarımı FDI'nın manifestosunda bahsi geçen kavramları anlatmakla birlikte, bu aktarımı hem formda hem de malzeme kullanımında mümkün olduğunca sade ve işleve dayalı bir şekilde yapıp, vurguyu marka stantlarına ve etkinlik alanına çekerek, ziyaretçilere odak noktalarını kolay takip edilebilir bir kurguda sunmayı ve fiziksel ya da psikolojik yorgunluğu en aza indirgemeyi amaçladı. Marka stantları dışında kalan sirkülasyon alanlarında ya da lounge alanında, beyaz boyalı metal profillerin, osblerin, ondülün sacın ya da sadece kontrast yaratmayı amaçlayan gri halı, perde gibi elemanların kullanılmasındaki amaç da odağı marka stantlarının içine çekmek ve ziyaretçi-marka iletişimini ürün tasarımları üzerinden güçlü bir şekilde kurmak oldu.</p>
<p>Yine girişteki lounge alanında yer alan sade oturma elemanlarının ya da mekanda kullanılan kurumsal renklerin büyük oranda yönlendirme ve bilgilendirme amaçlı olması ve geniş alanlarda farklı renklerin ya da malzemelerin kullanılmaması gibi pek çok tasarım unsuru da bu fikri desteklemekteydi.</p>
<p>Alan tasarımı daire plan şeması ile önümüzdeki seneler için de, tasarıma önem veren ekosistem paydaşlarının katkıları ile şekillenen bu çemberin giderek genişlemesi umudu taşındığının mesajını vermekte.</p>
Fri, 31 Jan 2025 17:33:40 EET
-
Beşiktaş 100. Yıl Mustafa Kemal İlkokulu
http://www.arkiv.com.tr/proje/besiktas-100-yil-mustafa-kemal-ilkokulu/15167
Emine Merdim Yılmaz
<img src="http://galeri3.arkitera.com/var/resizes/besiktas-100-yil-mustafa-kemal-ilkokulu/Photo-01.jpg.jpeg" width="1000" /><br/>Tasarım Ekibi : Ulaş Tarhan<br>Mimarlık Ofisi : Tarhan Architects<br><br>Tarhan Architects tarafından tasarlanan 100. Yıl Mustafa Kemal İlkokulu, Beşiktaş - İstanbul’da yer alıyor.
<br><br><p>Tarhan Architects tarafından tasarım ve uygulama süreçleritamamlanan 100. Yıl Mustafa Kemal İlkokulu, İstanbul’un Beşiktaş ilçesinde köklü bir devlet ilkokulu olarak varlığını sürdürmektedir.</p>
<p><strong>Tasarım Yaklaşımı:</strong></p>
<p>Beşiktaş’ın en gözde bölgelerinden birinde yer alan 100. Yıl Mustafa Kemal İlkokulu, bir devletokulu olmasının yanı sıra köklü geçmişiyle de dikkat çekmektedir. Balmumcu’da yer alan yapıkentsel yoğunluğun oldukça yüksek olduğu bir bölgede adeta bir “sığıntı” gibi kendi varlığınısürdürmeye çalışıyor. Bu sebeple projeye kavramsal açıdan yaklaşırken okulun bu ruhunu tasarımayansıtmayı hedefledik. Okulun, çevresindeki sık yapı dokusuna rağmen “kendi kendine var olma vesürekliliğini sağlama” çabası, iç mekan tasarımının da temel önceliklerinden biri haline geldi.Günümüzde yaygın bir sorun olan yapı-kullanıcı ilişkisi, ne yazık ki çoğu projede göz ardıedilebilmektedir. Bu bağlamda, bu projede kullanıcı deneyimini merkeze alarak, kullanıcılarınprojeye olabildiğince dahil edilmesi ve projeyle bütünleşmeleri hedeflenmiştir. Proje alanındaki en büyük sorunlardan biri olan kapalılık hissi ve buna karşı gelen boşluk hissiyatının zayıf olması, projedeki ana çıkış noktamız olmuştur.</p>
<p>Projede, sabit mobilyalardan uzak durarak daha esnek ve geçirgen bir mekan yaratmak amaçlandı.Yapının ortak alanlarında bulunan bazı masif duvarlar yıkılarak, bunların yerine geçirgenliği vegörsel sürekliliği sağlayacak cam yüzeyler tasarlandı. Bu sayede yapının içe dönük ve kapalıyapısını daha dışavurumcu hale getirmek hedeflendi. Yapının her noktasından bu alanlara görsel temas sağlandı.</p>
<p><strong>Malzemelerin Belirlenmesi:</strong></p>
<p>Malzeme seçimlerinde günümüz teknolojisi ve gereksinimleri dikkate alınarak titiz bir yaklaşım sergilendi. Çocukların yoğun olarak bulunduğu bu yapı için malzemeler, en az aşınan ve endayanıklı olan malzemelerden özenle seçildi. Bu noktada, bazı duvarlara uyguladığımız alüminyummetal kaplamalar hem tasarımın estetik kaygısını desteklerken hem de duvarları darbelere ve sürtünmelere karşı koruyor. Zeminde kullanılan microcement - microbeton malzemeleri ise uzunömürlü ve sağlıklı zeminler elde etmeyi amaçladı. Projede yer yer kırmızı ve diğer renk tonlarıkullanılarak projenin daha hareketli ve dinamik bir duruş sergilemesi sağlandı. Malzemeseçimlerindeki renkler mekanın dinamiğini ve canlılığını yansıtması açısından özenle seçildi.</p>
Fri, 31 Jan 2025 17:23:30 EET
-
ALLE Kids Pediatri Kliniği
http://www.arkiv.com.tr/proje/alle-kids/15166
Emine Merdim Yılmaz
<img src="http://galeri3.arkitera.com/var/resizes/alle-kids/01_studio pines_ alle kids © studio hcrbzkrt_0228.jpg.jpeg" width="1000" /><br/>Tasarım Ekibi : Fadime Kul,Volkan Taşkın,Ahmet Berk Hot<br>Mimarlık Ofisi : Studio Pines<br><br>Studio Pines tarafından tasarlanan ALLE Kids Pediatri Kliniği, Ataşehir'de yer alıyor.<br><br><p><strong>Çocuklar için Tasarlamak / Büyükler İçin İnşa Etmek: Alle KIDS</strong></p>
<p>İstanbul'un hızlı gelişen bölgelerinden Ataşehir'de yer alan proje, yaklaşık 350 metrekarelik bir alana sahip, çocuk sağlığı odaklı bir kliniktir. 6 doktor kapasiteli klinikte, tahlil alanları, iki farklı bekleme alanı, ofis, personel ve servis alanları bulunmaktadır.</p>
<p>Tasarım iki farklı hatta birbirleriyle zaman zaman çelişen iki yaklaşımın müzakeresiyle ortaya çıkmıştır. Birincisi mekân, ana işlevi gereği hijyen şartları gerektiren bir sağlık mekanıdır. Beyaz başta olmak üzere açık renklerin egemen olduğu, işlevlerin ve cihazların çok tanımlı olduğu bir kliniktir. Klinikler işlev odaklı yerler olduğu için çoğu zaman minimalist düzeyde tasarım yaklaşımı talep etmekte ve o şekilde kullanılmaktadır.</p>
<p>Diğer taraftan doktorlardan sonraki diğer ana kullanıcılar çocuklardır. Çocuklar doğaları gereği, farklı renklerden, oyunlu mekanlardan, görsellerden etkilenmektedir. Çocuk odaklı tasarımların çoğu bu ögeleri doğru şekilde ele almamakta ve ne yazık ki çocuklar için yapılan mekanlar Kitsch sınırına gelmektedir.</p>
<p>Burada klinik ana planlama kurgusunu belirlemiş, mekân boyutları, yerleşim kararları ve konumları bir sağlık mekanının maksimum verimlilikte kullanımı üzerinden ele alınmıştır. Çocuk odaklı tasarım ise bu mekanların iç mimarisini ortaya çıkartmıştır: genel renk – görsel kullanımı, mekânsal algı ve deneyimlerin belirlenmesi vb. konular çoğunlukla çocukların gözünden incelenmiş ve onların benimseyeceği ana yaklaşım kararı belirlenip, iç mekân tasarımı bu yaklaşım çerçevesinde ele alınmıştır.</p>
<p>Burada bahsedilen ana yaklaşım, gelen hastaların mekânı benimsemelerini sağlayacak tasarım ögelerini bütün projenin başat ögelerini getirerek hem tasarımsal bütünlüğü korumak hem de kullanıcıların holistik mekân deneyimi elde etmesini sağlamaktadır. Bu bağlamda renkler, görseller ve oyun alanları birbirlerini tamamlayan üç başat öge olarak öne çıkmaktadır.</p>
<p>Her doktorun odasını tanımlayan temel bir renk seçilmiş, odanın iç mekânı o renk ve onu tamamlayan fon tonları ile tasarlanmıştır. Kaplamalar ve hareketleri mobilya renkleri de buna palete göre belirlenmiştir. Bu renkler sadece doktorların odalarını tanımlamakla kalmamakta aynı zamanda ana koridorda girişten doktorun odasına kadar takip edilen bir zemin yönlendirme ögesine de dönüşmektedir. Bu sayede okuma yazma bilmeyen minik hastalar bile kimsenin yardımına ihtiyaç duymadan kendi doktorlarının odalarını bulabilirler.</p>
<p>İşverenin kurumsal kimliğinde hayvanlar, özellikle de hipopotam önemli bir unsurdur ve yıllardır reklam ve duyuru çalışmalarında kullanılan ve kurumla özdeşleşen ikonik bir figür haline gelmiştir. Tasarım ekibi, çocukların kullanacağı her mekânın uygun gördüğü duvarlarını mekana özel yapılacak mural çalışmalarına ayırmış, hatta ilk eskizlerini kendileri yapmıştır. Hazırlanan mekân görselleri ve eskiz çalışmalarından ilham alan resim sanatçısı da mekanları tamamlayan görsellerin tamamını tek bir elden hazırlamıştır. Mekâna özgü ve tek bir sanatçı tarafından yapılan çalışmalar olması, bu görsellerin mekanları ortaklaştıran bir ögeye dönüşmesini sağlamış, klinik adeta canlı sanat müzesine dönüşmüştür.</p>
Fri, 31 Jan 2025 17:13:31 EET
-
Çift Yüzlü Ev
http://www.arkiv.com.tr/proje/cift-yuzlu-ev/15165
Emine Merdim Yılmaz
<img src="http://galeri3.arkitera.com/var/resizes/cift-yuzlu-ev/ext_001.jpg.jpeg" width="1000" /><br/>Tasarım Ekibi : Oral Göktaş,Sevince Bayrak,Aysima Akın<br>Mimarlık Ofisi : SO? Mimarlık ve Fikriyat<br><br>SO? Mimarlık Fikriyat tarafından tasarlanan Çift Yüzlü Ev, Muğla'da yer alıyor.
<br><br><p><br />Çift Yüzlü Ev, içinde bulunduğu konumun özelliklerinden ve iklim koşullarından yola çıkarak tasarlanmış, pitoresk bir Akdeniz köyünde yer alan bir konut projesidir. Projenin dikkat çekici bir özelliği, bölgenin iklimsel gereksinimlerine yanıt verecek şekilde tasarlanmış iki cephe arasındaki zıt tasarımdır. Ev, mevcut eski köy evinden geri kazanılan taş duvarlarla birleştirilmiş ahşap bir çerçeve kullanılarak inşa edilmiştir. Cepheler, yapının çevresiyle etkileşimine göre değişen özelliklerle tasarlanmıştır.</p>
<p><strong>Güney Cephe - Dolu ve Koruyucu:</strong></p>
<p>Güney yönüne bakan cephe, yoğun Akdeniz güneşi ve ısısına karşı sağlam, ışık geçirmeyen bir engel sunan kalın, geri kazanılmış taş duvarlarla inşa edilmiştir. Orijinal köy evinden kurtarılan taşların olduğu bu cephe sıcak yaz aylarında iç mekanın doğal olarak serinlemesini sağlayan güçlü bir termal kütle sunar. Ahşap yapı, gölgeleme cihazlarını ve kontrollü havalandırma sağlayan stratejik olarak yerleştirilmiş küçük açıklıkları destekler, böylece yapay soğutma ihtiyacını azaltır.</p>
<p><strong>Kuzey Cephe - Şeffaf ve Geçirgen:</strong></p>
<p>Güney cephesinin aksine, kuzey yönüne bakan cephe şeffaf olacak şekilde tasarlanmış, ahşap yapı tarafından çerçevelenmiş büyük pencereler ve cam kapılar içermektedir. Bu cephe, yumuşak, dolaylı kuzey ışığının içeri akışını arttırır ve yapının manzaraya açılan cephesini oluşturur. Yapının mutfak, ıslak hacim ve yaşama alanı ve yatak odasını içeren açık plan kurgusu, asma katında yer alan bir misafir odası ve çalışma alanıyla tamamlanır.</p>
<p>Yapı, içinde yaşayanların hayalleri ve ihtiyaçları üzerine kurgulanmış; topoğrafya ve iklim koşullarının güçlü tasarım verilerine dönüşmesi ile tasarlanmıştır.</p>
Fri, 31 Jan 2025 16:59:22 EET
-
Robot ve Yapay Zekâ Müzesi (RAIM)
http://www.arkiv.com.tr/proje/robot-ve-yapay-zeka-muzesi-raim/15164
Emine Merdim Yılmaz
<img src="http://galeri3.arkitera.com/var/resizes/robot-ve-yapay-zeka-muzesi-raim/MAA - RAIM_EXT_P00_COVER_A_©Namsun Lee.jpg.jpeg" width="1000" /><br/><br>Mimarlık Ofisi : Melike Altınışık Architects-MAA,WITHWORKS<br><br>MAA-MELIKE ALTINISIK ARCHITECTS tarafından tasarlanan Seul Robot ve Yapay Zekâ Müzesi (RAIM), 20 Ağustos 2024 tarihinde Seul Büyükşehir Başkanı Mr. Oh katılımıyla resmi açılış töreniyle ziyarete açıldı.<br><br><p>Dünyanın ilk öncü Robot ve Yapay Zekâ Müzesi olan RAIM, Güney Kore'de Seul'un kuzeydoğusunda, Chang-dong Sanggye bölgesinde, 4. Endüstri Devrimi için bir üs olarak hizmet verecek bir bilim ve kültür merkezi olarak tasarlandı. 2019-2024 yılları arasında MAA ve Withworks iş birliğiyle hayata geçirilen bu öncü proje, ileri teknolojiye sahip mimari ve yapım tekniklerini bünyesinde barındırmaktadır.</p>
<p><strong>Mimari Vizyon ve Tasarım Manifestosu</strong></p>
<p>MAA 'nın RAIM için geliştirdiği tasarım manifestosu, robotlar, yapay zekâ teknolojileri ve ziyaretçiler için ilham verici bir dünya yaratmayı amaçlayan akıllı tasarım ve yapım metodolojilerine dayanan özgün bir mimari dil oluşturmayı hedefler. Müzenin küresel ve yönsüz formu, akışkan ve organik bir mimari estetik ile karakterize edilerek, müzenin içinde barındırdığı ileri teknolojilerle uyumlu bir şekilde tasarlanmıştır. Bina yüzeyinin organik formu, peyzajla birlikte kamusal alanı iç mekâna entegre ederken, yaya ve araç trafiğini düzenler ve ara mekânlar oluşturur. Bu çağdaş mimari ifade ile teknolojik yenilik arasındaki diyalog, RAIM'in tasarım felsefesinin temelini oluşturur.</p>
<p>RAIM'in mimari formu, yalnızca bir dış kabuk olmaktan öte, müzenin anlatısının ayrılmaz bir parçasıdır. Robotik ve Yapay zekâ teknolojilerin akışkanlığı ve dinamizmini yansıtır. Mimari tasarımı, yenilikçi formuyla içinde sergilenen öncü teknolojiler arasında sürekli bir etkileşim sağlar.</p>
<p><strong>İnovasyon Katalizörü olarak RAIM</strong></p>
<p>RAIM, bilim, teknoloji, inovasyonun ilerlemesini ve yayılmasını sağlayacak bir katalizör olarak tasarlanmıştır. Seul'un yapay zekâ endüstri ekosisteminin gelişimine önemli katkılar sağlamayı hedefler. Müze, çevresindeki üniversitelerden, araştırma enstitülerinden ve şirketlerden araştırmacıları halkla buluşturan stratejik bir konuma sahiptir ve robotik, yapay zekâ üzerine sergiler, deneyim alanları ve eğitim programları sunar. Bu bağlamda RAIM, akademi, sanayi ve kamusal katılımı entegre ederek Seul'un bilim ve kültür ağında önemli bir düğüm noktası haline gelecektir.</p>
<p>'Chang-dong Aurene,' 'Seul Fotoğraf Müzesi' ve 'Girişimcilik ve Kültürel Sanayi Kompleksi' gibi çevredeki kültürel ve girişimcilik projeleriyle planlanan sergiler v iş birlikleri, RAIM'ı yerel kültürel dokuyla daha fazla entegre edecektir. Bu girişimlerin, Chang-dong Sanggye bölgesindeki yerel ekonomiyi canlandırması ve kültürel bir uyanışa katkıda bulunması beklenmektedir.</p>
<p><strong>Dinamik Bir Mimari Ortam</strong></p>
<p>MAA ofisinin kurucu mimarı Melike Altınışık, RAIM'ı sergilediği akıllı teknolojileri bünyesinde barındıran yaşayan bir sergi mekânı olarak tanımlamaktadır. RAIM, sadece robotların sergilendiği bir alan değil; tasarım ve yapımdan operasyonel hizmetlere kadar akıllı teknolojilerin entegre olduğu, teknolojik anlatının mekânsal kurgunun kesintisiz bir parçası haline geldiği bir yapıdır.</p>
<p><strong>Ziyaretçi Deneyimi ve Mekânsal Dinamikler</strong></p>
<p>RAIM'da ziyaretçi deneyimi, girişte ziyaretçileri karşılayan misafirperver robotlarla başlar. Zemin kattaki karşılama, bilet gişeleri, kafe ve mağaza gibi işlevler, dış mekân ile iç mekân arasında süreklilik ve etkileşimi sağlar. RAIM'in merkezinde bulunan yürüyen merdiven ile erişilen dikey sergi tüneli, bu dünya ile Yapay Zekâ teknolojileri dünyası arasındaki keskin sınırı bulanıklaştıran bir eşik olarak tasarlanmıştır. Bu tünel, ziyaretçileri 3. ve 4. kattaki kalıcı ve geçici sergi alanlarına doğru bilimsel, teknolojik ve yenilikçi bir yolculuğa çıkarır. Eğitim ve idari birimler 2. katta yer alırken, otopark ve teknik hizmet birimleri iki bodrum katında planlanmıştır.</p>
<p>Bu bağlamda tasarım yaklaşımı, ziyaretçilere bilimsel ve teknolojik ilerleme anlatısı kapsamında keşif dolu bir deneyim sunmak üzere tasarlanmıştır.</p>
<p><strong>Yenilikçi Yapım Metodolojileri ve Mimari Teknolojiler</strong></p>
<p>RAIM, 4. Sanayi Devrimi ile uyumlu mimari tasarım teknolojileri ve ileri mühendislik tekniklerinin entegrasyonunu yansıtan bir yapım metodolojisi ile inşa edilmiştir. Müze, hem tasarım hem de yapım aşamasında yüksek hassasiyet sağlamak amacıyla Akıllı Bina Bilgi Modellemesi (Building Information Modeling – BIM) teknolojisi kullanılarak tasarlanmış ve inşa edilmiştir. Yapının karmaşık ve doğrusal olmayan formlarının verimli ve yüksek kaliteli bir şekilde gerçekleştirilmesi için Saha Dışı İnşaat (Off-Site Construction- OSC) yöntemleri kullanılmıştır.</p>
<p>Dış cephenin akışkan, küresel tasarımı, dijital üretim ve tersine mühendislik yöntemlerinin birleşimiyle elde edilmiştir. İnşaat sürecinde kullanılan lazer CNC işleme ve robot kaynak teknikleri, cephe elemanlarının minimal hata ve yüksek hassasiyetle üretilmesini sağlamıştır. Müzenin merkezi dikey sergi tüneli, havacılık ve denizcilik endüstrilerinde kullanılan ileri teknolojilerle inşa edilmiş olup, bu bağlamda projenin yenilikçi yaklaşımını vurgulamaktadır.</p>
<p><strong>RAIM Geleceğin Simgesi</strong></p>
<p>RAIM, bir müzeden çok daha fazlasıdır; mimarinin, bilimin ve teknolojinin geleceğinin Güney Kore için bir sembolüdür.</p>
<p>Yapay zekâ ve robotların yapılı çevremizi yeniden tanımlama potansiyelini somutlaştırarak, Güney Kore'nin 4. Sanayi Devrimi'nin simgesi olarak hizmet veren RAIM, gelişmiş mimari uygulamalar ile ileri teknolojiyi birleştirerek, müze tasarımı ve kültürel katılımda yeni bir çağın habercisidir.</p>
<p>Akıllı tasarım ve inşaat yöntemleriyle RAIM, yalnızca geleceği sergilemekle kalmayıp, aynı zamanda onun yaratım sürecine aktif olarak katılan bir yapı olarak, mimarlık, bilim ve teknolojinin sürekli evriminde kilit bir rol oynayacaktır.</p>
<p>RAIM, akıllı teknolojilerin günlük yaşama entegrasyonunu şekillendirmede ve bu teknolojik ilerlemelerin etik ve insani boyutlarını düşünmeye olanak tanıyan bir mimari ve kültürel ikon olarak öne çıkmayı hedefler.</p>
<p><strong>Mühendisler ve Danışmanlar</strong></p>
<p>Statik Mühendis: Dongyang, MetalYapı ENG<br />MEP: Hanil MEC<br />Altyapı Mühendis: NOW GIO<br />Peyzaj Mimarı: Green Culture, AU Landscape<br />Peyzaj Aydınlatma Danışmanı: Meitech<br />Yönlendirme Tasarımı: MAA<br />Sergi Planlaması: XOBIS<br />Sertifikalama: SB Environment<br />Yapım Firması: LC Construction<br />Cephe Yapım Firması: Dongyang GTS, Façade Tech</p>
Fri, 31 Jan 2025 09:48:56 EET
-
Club Med Türkiye Merkez Ofisi
http://www.arkiv.com.tr/proje/club-med-turkiye-merkez-ofisi/15163
Emine Merdim Yılmaz
<img src="http://galeri3.arkitera.com/var/resizes/clum-med/YalınTasarım_Clubmed©GRIYER_1.jpg.jpeg" width="1000" /><br/><br>Mimarlık Ofisi : Yalın Tasarım Mimarlık<br><br>Yalın Tasarım Mimarlık tarafından tasarlanan "Club Med Türkiye Merkez Ofisi", İstanbul Nişantaşı'nda yer alıyor.
<br><br><p>180 metrekare kapalı alana ve 20 kişilik kapasiteye sahip olan ofis projesi, tarihi bir yapının içerisinde yer alması sebebiyle tasarım ve uygulama sürecinde yapısal bir revizyon yapmadan ilerlemeyi gerektirdi. İç mimari tasarım aşamasında, Club Med'in kurumsal kimliği merkeze alınarak, mevcut yapının sınırları içerisinde açık ve kapalı ofis alanları ile müşterilerin ziyaret ettiği kompakt bir satış alanı bir arada planlandı. Tasarım dili, modern, sıcak ve davetkar bir ofis yaratmak üzerine kurgulandı. Minimal ve zamansız detaylar ile, turizm firmasının canlı renkleri ve sıcak tonlu ahşap alanlar bir araya getirildi. İstanbul'un en işlek ve prestijli caddelerinden birinde yer alan ofisin, görünürlüğünü arttırmak adına ışıklı "green wall" ve "media wall" tasarımları da düzenlendi. Açık ofise servis veren bir kahve köşesi, canlı sarı tonları ile dinamik bir şekilde kurgulandı. Uluslararası bir firma olan Club Med'in yurtdışı ekiplerinin de ofisi ziyaretlerinde "work station" olarak kullanabilecekleri, çok amaçlı bir toplantı odası akustik önlemler alınarak düzenlendi.</p>
<p>İç mimari tasarım süreci 4 ay, uygulama süreci ise maksimum verimlilik ile 2.5 ay içerisinde tamamlanıp turizm firmasının sezon açılışına yetiştirildi.</p>
Fri, 31 Jan 2025 09:31:41 EET
-
Toprak Oda
http://www.arkiv.com.tr/proje/toprak-oda/15162
Emine Merdim Yılmaz
<img src="http://galeri3.arkitera.com/var/resizes/toprak-oda/toprakoda1.jpg.jpeg" width="1000" /><br/><br><br><br>Toprak Oda, Şanlıurfa, Türkiye'de sıkıştırılmış toprak tuğla ile inşa edilmiş tek katlı bir yığma yapı örneğidir. İnşaat mühendisi Fatih Yazar tarafından inşa edildi.
<br><br><p><strong>Şanlıurfa'da Sıkıştırılmış Toprak Tuğla ile İnşa edilmiş Bir Yapı: "Toprak Oda"</strong></p>
<p>Toprak Oda, Şanlıurfa, Türkiye'de sıkıştırılmış toprak tuğla ile inşa edilmiş tek katlı bir yığma yapı örneğidir. İnşaat mühendisi Fatih Yazar tarafından tasarlanıp, inşa edilmiştir. Proje yapım süreci 2024 yılında tamamlanmıştır. Yaklaşık 42 m<sup>2</sup> kullanım alanına sahip olan yapı, mevcut taş yığma yapıya ek geleneksel bir misafir odası olarak planlanmıştır. 'Karbon ayak izi', 'döngüsellik' ve 'geri dönüşüm' gibi kavramlar üzerine farkındalık yaratmak ve geleneksel ile modern arasında bir bağ kurmak niyetiyle tasarlanmıştır. Sıkıştırılmış toprak tuğla malzeme ve tekniği ile inşa edilmiş Türkiye'deki ilk yapı örneğidir.</p>
<p><strong>Sıkıştırılmış toprak tuğla nedir?</strong></p>
<p>Sıkıştırılmış toprak tuğla, reçetesine uygun hazırlanmış toprağın yüksek basınç altında sıkıştırılması ile üretilen bir yapı malzemesidir. Tamamen geri dönüştürülebilir, karbon ayak izi düşük ve ısıl kütlesi yüksek bir malzemedir. Üretilen tuğlaların basınç dayanımları ve su emme değerleri, ülkemizde ve dünyada konu ile ilgili yönetmeliklerde yığma yapı yapmak için gereken asgari değerleri karşılayacak nitelikte hesaplanmaktadır. Bu niteliklerde üretilen tuğlalar ile her türlü yapı elemanının inşası mümkündür.</p>
<p>Projede, yakın çevredeki diğer inşaatlardan elde edilen kazı topraklarıyla üretilen, yaklaşık 25 m3 tuğla kullanılmıştır. Bu tuğlaların ölçüleri 10 x 20 x 5 cm, 10 x 20 x 10 cm ve 15 x 30 x 7,5 cm arasında değişmektedir. Tuğlaların farklı boyutta kullanımı, yığma yapı sistemine uygun, daha güçlü bir örgü sistemi üretilmesini sağlamaktadır. Ayrıca, farklı boyutların bir arada kullanımı, cephede çeşitli kurallar ve karakterlerde tasarım yapabilmeye olanak sağlayan bir esneklik açığa çıkarmaktadır.</p>
<p><strong>Projenin genel özellikleri</strong></p>
<p>Toprak Oda, betonarme bir radye temel üzerinde, 50 cm kalınlığında taşıyıcı duvarlar, duvarları birbirine bağlayan bir betonarme çerçeve kirişi ve kirişe oturan değişken kesitli bir beşik tonozdan oluşmaktadır. Taban alanı 10 m x 4,2 m'dir. Duvar yüksekliği 3 m ve tonoz bitişi 4,6 m'dir. Beşik tonoz kesiti 32 cm'den başlayarak tepede 10 cm'e kadar incelmektedir. Tonozun kesitinin küçülmesi sayesinde yapı hafiflemekte ve yatay yük taşıma kapasitesi artmaktadır. Tonoz aynı zamanda geleneksel tonozlardan farklı olarak açıkta bırakılmış, yani tonoz kesiti doldurulmamıştır ve yine yapının hafiflemesi amaçlanmıştır.</p>
<p>Lento olarak, dış cephede tuğla ile teşkil edilmiş düz kemerler yapılmıştır. İç cephede ise kuru çam kütükler yerleştirilmiştir. Düz kemerlerin yükünü almak için lento üzerlerine kesit genişliğinde tuğla kemerler teşkil edilmiştir.</p>
<p>Tuğla duvarların örümün de belli aralıklarda yatay hatıllar teşkil edilmiştir. Tuğlaların uygun şekilde yerleşimi ve sürekli plastik çekme elemanları vasıtası ile yatayda duvar boyunca uzanan 2 adet yatay hatıl teşkil edilmiştir. Bu yapının kesme kuvveti kapasitesini arttıran önemli bir yığma yapı uygulamasıdır.</p>
<p>Toprak Oda, toprak tuğlayı, taşa bir alternatif olarak sunan, sıkıştırılmış toprak tuğla malzemesi ve tekniğiyle üretilmiş Türkiye'deki ilk yapı örneğidir. Sürdürülebilir ve yerel olanın; modern tekniklerle işlenmesiyle doğabilecek potansiyellere odaklanmaktadır. Malzemenin ve tekniğin avantajlarını açığa çıkarmayı ve bu teknik ile üretilecek olan projeler için bir bilgi birikimi oluşturabilmeyi hedeflemektedir.</p>
Fri, 31 Jan 2025 06:39:31 EET
-
Groove Heaven (Ritim Odası)
http://www.arkiv.com.tr/proje/groove-heaven-ritim-odasi/15161
Emine Merdim Yılmaz
<img src="http://galeri3.arkitera.com/var/resizes/groove-heaven-1572599830/GrooveHeaven6.jpg.jpeg" width="746" /><br/>Tasarım Ekibi : Alper Derinboğaz<br>Mimarlık Ofisi : Salon Alper Derinboğaz<br><br>Salon Alper Derinboğaz tarafından tasarlanan Groove Heaven (Ritim Odası) projesi, İstanbul'da yer alıyor.
<br><br><p>Groove Heaven (Ritim Odası), bireyin müziğin içinde kaybolduğu nadir anları deneyimletmeyi amaçlayan, ses dalgalarının doğal yayılımından ilhamla tasarlanmış bir mekândır. Bu konsept, müziği yalnızca işitsel bir deneyim olmaktan çıkararak, ziyaretçilerin görsel, dokunsal ve hareket yoluyla etkileşim kurabileceği çok yönlü bir mekânsal deneyime dönüştürmeyi amaçlar. Bu bağlamda, ses dalgaları, mekânı şekillendiren somut ve dinamik parametreler olarak rol oynar.</p>
<p>Groove Heaven, ses dalgalarının mekânsal dinamikleri şekillendirdiği bir atmosfer oluşturur. Tasarım yaklaşımının temeli, bir bas ritminin yeniden yorumlanmasına dayanır. Tasarım öğelerini oluşturan değişken açılı sergi rafları, zemin dokusu ve aydınlatma elemanları, sesin akışkan hareketini simüle eder. Ses ile mekân arasındaki bu bilinçli etkileşim, müziğin görünmez niteliklerini somut ve görülebilir dünyayla bütünleştirerek soyut olan yaklaşıma adeta bir biçim kazandırır. Mekânın merkezinde, iç içe geçmiş figürlere atıfta bulunan heykelsi ve organik formdaki "Resonance Crest" yer alır. "Resonance Crest", yatak örtülerinin yumuşaklığını ve sıcaklığını yansıtan özel olarak tasarlanmış kumaşlarla kaplı olup dokunsal deneyimi artıran bir yapıdadır. Bu merkezi tasarım öğesi, çevresindeki ritmik ve yapılandırılmış unsurlarla zıtlık oluşturur. Mekân, ziyaretçileri tanıdık ve samimi bir yaklaşımla sesin fiziksel boyutunu keşfetmeye davet eder.</p>
<p>Modern kent yaşamının, bireyselliği ve sosyal kopukluğu beslediği bir dönemde Groove Heaven, müziğin birleştirici gücüne odaklanır. Ses dalgalarını mekânsal birer forma dönüştüren bu tasarım, kent yaşamının koşturmacasından adeta bir kaçış noktası sunar. Mekân, ziyaretçilerin çevreleriyle, diğer insanlarla ve müziğin huzur veren evrensel diliyle yeniden bağ kurabilecekleri bir alan sunar.</p>
<p>Bu duyusal deneyim, yalnızca görsel ve işitsel bir etkileşim noktası değil, aynı zamanda ziyaretçileri müziğin ortak alanlarda yarattığı kolektif potansiyele çekmenin bir yolu olarak öne çıkar. Groove Heaven, çok katmanlı ve çok duyulu tasarım yaklaşımıyla, parçalanmış bir dünyada mekân, ses ve insanlar arasındaki etkileşim üzerine derinlikli bir düşünce geliştirilmesine olanak tanır.</p>
Fri, 31 Jan 2025 06:24:13 EET
-
Kocaeli Kongre Merkezi
http://www.arkiv.com.tr/proje/kocaeli-kongre-merkezi/15160
Emine Merdim Yılmaz
<img src="http://galeri3.arkitera.com/var/resizes/kocaeli-kongre-merkezi/EKAP2244.jpg.jpeg" width="1000" /><br/>Tasarım Ekibi : Ahmet Mucip Ürger,Ali Özer,Seda Gecü,Sinan Günay,Elif Düzel,Uğur Sarışen,İsmer Güngör,Gökçe Ejder,Tuğba Kayaköy,Ercan Koca,Mustafa Tekin<br>Mimarlık Ofisi : Özer/Ürger Mimarlık<br><br>Özer/Ürger Mimarlık'ın tasarladığı Kocaeli Kongre Merkezi, 2020 yılında tamamlandı. <br><br><p>Projenin işvereni Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, Arkitera İşveren Ödülü'nde Seçici Kurul Teşvik ödülüne layık görüldü.</p>
<p>Türkiye endüstri altyapısının büyük kısmı Kocaeli ve İzmit Körfez'inde yer alıyor. Ancak, son yıllarda şehrin büyümesiyle, körfez kıyısındaki fabrikalar kent içinde kalmış ve kıyı erişimini engellemeleri sebebiyle başka bölgelere taşındılar. Bugün, fabrikaların terk ettiği alanlar kent nüfusunun artmasıyla ortaya çıkan kamusal alan eksikliğinin giderilmesi adına fırsatlar sunuyor. 2007 yılında SEKA park etap 1, 2009 yılında SEKA park Etap 2 projeleriyle endüstri alanlarının kamusal alana dönüşümü süreci başladı ve kıyı halkın erişimine açıldı.</p>
<p>Yeniden canlandırma projesini yürüttüğümüz, eski Mannesman Boru Fabrikası 1955 yılında inşa edilmiş ve uzun yıllar faaliyet verdikten sonra bugün terk edilmiş haldedir. Fabrika SEKA park 1 ve 2 etaplarının birleştiği noktada dar bir geçişe izin veriyor. Bu dar geçiş, parklar arasında fiziksel bir bağ sağlamakla birlikte, parkları kullanım olarak birbirinden ayırıyor. Bu durum iki parkın tasarımına da yansımış ve iki alan fabrika sınırında birer tepe ile sonlandırılmış.</p>
<p>Proje bu tespitle, yeniden işlevlendirilen fabrikanın çevresiyle kopukluğunu gidermeyi ve kıyı boyunca var olan kapalı kamusal alan ihtiyacını gidermeyi hedefliyor. Bir kültür ve sanat altyapısı sağlayacak yapı, bir anlamda kıyı boyunca kesintisiz devam eden açık alanların fuayesi olarak hizmet verecek.</p>
<p>Eski kampüs yıllar içerisinde doğan ihtiyaçlarla eklenen, farklı yapım teknikleriyle inşa edilen, 3 ayrı fabrika bloğundan oluşuyor. Orijinal yapı, farklı zamanlardaki müdahalelerle, özgün detaylarını büyük oranda yitirmiş ve görsel bir karmaşa ortaya çıkmış. Proje orijinal yapıyı özgün detaylarını restore ederek korumuş, sonradan eklenen yapıların yeniden tasarımında aynı detayları kullanarak yapılarda dil birliği sağlamayı hedeflemiş. Bu sayede yapı bir yandan bir kültür yapısına dönüşürken, bir yandan da kent hafızasındaki yerini koruyor ve geliştiriyor.<br />Yapı üç bloktan oluşuyor. Kuzeybatı ve güneybatıdaki bloklar sırasıyla A ve B, kuzeydoğudaki ise C bloktur. Fabrikanın inşa edildiği yıllarda A ve C bloklarının önüne 130 cm genişliğinde bir kaldırma sahip Güneş Caddesi inşa edilmiş. Bugün fabrikanın bir kamu yapısına dönüşmesiyle bu dar kaldırım yetersiz kalıyor. Bu sorunu çözmek adına, A ve C blokların yola komşu son aksları, kolonlar hariç, yıkılmış ve dar kaldırım bu yönde genişletilmiş. Blokların altında açığa çıkan kolonlar, iki blok arasına eklenen yeni kolonlar ile sıra sistemine dönüştürülmüş. İç avlu hakkında ipuçları veren bu yeni revak, demiryolu yönünden gelen ziyaretçiler için bir giriş olarak tasarlanmış.</p>
<p>Yapının mevcut strüktürü ve kabuğu bir endüstri mirasıdır. Tüm kampüsün tasarımda belirlenen ana strateji bu yapının korunması ve sergilenmesidir. Tasarımın ana hedefi, misafirlerin ziyaretleri boyunca, yapının mimari detaylarının ve yapım tekniklerinin rahatlıkla görülmesi ve bu mekanın üretim mirası ile ilişkisinin kurulmasıdır. Bu amaçla tüm yapı açık plan şeklinde tasarlanmış. Programlar, yapının kendi kabuğuna ve birbirine dokunmayan, ayrık birimlerin içlerine yerleştirilmiş. Bu sayede tüm mekanlar birbiri içine akıyor ve kesintisiz bir mekan kurgusu ortaya çıkıyor. Mekanları bağlayan asma katlar ve köprüler yapı içinde gezinmeyi daha heyecanlı hale getiren görüş açıları sunuyor ve sergi-seyretme imkanlarını artırıyor.</p>
<p>İşveren tarafından talep edilen 1.500 – 2.000 kişilik bir konferans salonu için en uygun yer A blok olarak belirlenmiş. Ancak, yeraltı suyunun yüksek olması sebebiyle konferans salonu için gerekli sahne arkası mekanların ve teknik hacimlerin konumlanacağı bir bodrum inşa etme imkanı olmaması sebebiyle Güneş Caddesinden 250 cm aşağıda olan A ve C bloklarda 100 cm'lik bir kazı ile bir bodrum tasarlanmış ve sahne arkası bu alana konumlandırılmış. B blok ise A blokta yer alan salonun fuayesi olarak tasarlanmış.</p>
<p>Ana salon, yapının orijinal işlevine atıf yapan ve onun yapısal elemanlarını sergileyen tasarım fikrinden ayrılarak tümüyle farklı bir mekan kurgusu sunuyor. Ana salon zemin, duvar ve tavan kaplamaları ile ideal akustik ve görüş kalitesi sunan bir mekandır. Fuayeden ana salona giren ziyaretçi iki farklı dünya arasında geçiş yapıyor.</p>
<p>C blok, yapının farklı aktivitelere de ev sahipliği yapmasını sağlamak adına, esnek tasarlanmış. 2 çok amaçlı salon ve bunları birleştiren fuaye gerektiğinde ayrı, gerektiğinde birlikte kullanılabilecek şekilde kurgulanmış. Tüm salonlar yapının doğusunda yer alan bir servis bandından destek alıyor. Bu servis alanının üzerinde yer alan mekanlar kuluçka odaları olarak tasarlanmış.</p>
<p>Orijinal yapının özgün tuğla cephesinin görsel karakteri tüm yapıların ortak görsel karakteri olarak belirlenmiş. Ancak bu sistem kesiti güncel şartnamelere göre yeniden yorumlanmış, ısı yalıtımının tuğla cephe kaplamaları arasına yerleştirilebilmesi için yeni bir detay geliştirilmiş. Yeni kamusal işlevin gerektirdiği şeffaf cepheler, metal taşıyıcı elemanlar kullanılarak, tuğla cepheye bütünleştirilmiş.</p>
<p>Proje 7/24 esasına göre kullanılabilecek mekanlara sahip bir kültür merkezi kurgusu öneriyor. Böylelikle hem yapının kullanım verimliliği hem de SEKA parkın kullanım süresi artırılıyor. Kongre merkezinin ve Seka Park'ın kapalı/açık mekanlarını ve altyapılarını beraber kullanmaları sayesinde iki projenin de verimliliğinin artacağı öngörülüyor. Projede yer alan tüm mekanlar birden fazla işlevi yerine getirebilecek esnek mekanlar olarak organize edilmiş. Yapı dinamik kullanımlara ve taleplere göre dönüşebilecek bir kurguyla tasarlanmış. Avlu bu esnekliğin kilit noktasıdır. Avlu bir yandan esnek açık alan sunarken, bir yandan da yapının programları için birleştirici/ayırıcı bir tampon vazifesi üstleniyor.</p>
Fri, 31 Jan 2025 05:43:10 EET
-
Onur Ambalaj Yönetici Ofisleri
http://www.arkiv.com.tr/proje/onur-ambalaj-yonetici-ofisleri/15159
Emine Merdim Yılmaz
<img src="http://galeri3.arkitera.com/var/resizes/onur-ambalaj-yonetici-ofisleri/YalınTasarım_Onur Plastic©GRIYER_ 1 (2)-min.jpg.jpeg" width="1000" /><br/><br>Mimarlık Ofisi : Yalın Tasarım Mimarlık<br><br>Düzce'de bulunan Onur Ambalaj Plastik firmasının yönetici ofislerinin, tasarım ve uygulaması Yalın Tasarım Mimarlık tarafından 2024 yılında gerçekleştirildi.
<br><br><p>Üç farklı yöneticinin çalışma alanları, karakterlerini ,yaşlarını yansıtabilecek ve aynı zamanda kendi aralarında bütüncül bir kurumsal dil oluşturabilecek şekilde tasarlandı. Yöneticilerin; verimli ve konforlu bir çalışma alanına sahip olmaları, kişisel gizli alanlarının olması ve odalarında misafirlerini ağırlayabilmeleri ve toplantı düzenleyebilmeleri doğrultusunda mimari planlama yapıldı. İç mimari tasarımda; doğal malzemelerin öne çıktığı, yalın ve etkili bir dil oluşturmak, bunun yanı sıra prestijli ve lüks çalışma alanları elde etmek hedeflendi. Doğal ahşap kaplama, lake ve mermer panoların kullanımı ile mekanlara ait tüm duvarlar kaplanarak, yönetici odalarında üst segment bir tasarım dili planlandı. Mermer, metal ve deri gibi çeşitli malzemelerin kullanımı ile lüks detaylar eklendi. Tüm yönetici ofislerinde ahşap panolar ve lamine parke, aynı renkte kullanılarak tasarımın bütünleşmesi sağlanırken; yöneticilere özgü kişiselleşmiş detaylar; mermer, lake ve deri çözümlerinde yansıtıldı. Gizli oda çözümleri, net detay planlamaları, üst düzey işçilik ve malzeme seçimleri ile öne çıkan bir tasarım ve paralelinde uygulama süreci kurgulandı. Yönetici masaları, projeye özel olarak tasarlanmış ve her yöneticinin odasının formuna göre şekil alan elemanlar olarak, odalar arasında tasarım dilini bütünleştiren bir öğe olarak kullanıldı.</p>
Thu, 30 Jan 2025 18:16:31 EET
-
Bursa Hanlar Bölgesi Kentsel Tasarım Projesi
http://www.arkiv.com.tr/proje/bursa-hanlar-bolgesi-kentsel-tasarim-projesi/15158
Emine Merdim Yılmaz
<img src="http://galeri3.arkitera.com/var/resizes/bursa-hanlar-bolgesi-kentsel-tasarim-projesi/0-KAPAK-EKAP9639_bhbW © 2024.jpg.jpeg" width="1000" /><br/>Tasarım Ekibi : Bahadır Kantarcı,Egemen Onur Kaya,Ece Avcı Kantarcı<br>Mimarlık Ofisi : KAA works<br><br>2021 yılında Kantarcı Avcı Mimarlık tarafından yarışma ile kazanılan, 2022 yılında inşaatı başlayan Bursa Hanlar Bölgesi Kentsel Tasarım Projesinin ilk etabı tamamlandı.
<br><br><p><strong>TARİHSEL BİR DİYALOG MEKANI OLARAK GEÇMİŞTEN BUGÜNE HANLAR BÖLGESİ</strong></p>
<p><strong>Bir akış şehridir Bursa, tarihin buradan aktığı, yeşilin yollar boyu uzandığı... </strong></p>
<p>Osmanlı da dünyayı saran uzun yolculuğuna, İpek Yolu güzergâhının Anadolu'daki son duraklarından ve önemli merkezlerinden biri olan Bursa'dan başlamıştı.</p>
<p>Tarih boyunca konumu nedeniyle hem Asya, hem de Avrupa kültüründen etkilenen kentte, Hitit, Lidya, Frigya, Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı kültürleri izler bırakmıştır. Pek çok uygarlığa ev sahipliği yapan şehrin bugün Hisar bölgesi olarak bildiğimiz merkezindeki arkeolojik çalışmalar yaklaşık 8500 yıl önceye dayandığını göstermektedir.</p>
<p>Hanlar Bölgesinde, tek tek incelendiğinde yapısal ve geometrik olarak sert ve kararlı duran han, hamam, cami, bedesten yapılarının kent içindeki konumlanışlarının oldukça serbest olması, bu serbestlikten doğan köşe-bucak mekanlar, organik sokaklar, küçük mahallelelre varan yokuşlar, yolların kesişiminde ortaya çıkan meydancıklar büyülü kent diyaloğunu kuran ana unsurlardır.</p>
<p>Birçok uluslararası kaynağa da konu olan Unesco Dünya Miras Listesine girmiş bu güçlü kent ilişkisi, zamanla zedelenmiş, alınan hatalı imar kararlarıyla geniş caddeleşme ve bir çok kentimizde aşina olduğumuz cadde boyu apartmanlaşmaya kurban gitmiştir. Zamanala dikilen bitişik nizam 5-6 katlı nokta bloklar tarihi silüetin önüne bir set çekmiş ve Hanlar bölgesinin Hisarla olan bağlantısını koparmıştır. Yapı stoğu arttıkça otapark ihtiyacı da artmış ve tarihin o organik sokakları, küçük boşlukları hep araç kirliliğyle dolmuştur. Kültürün, tarihin, turizmin yerini zamanla ticari kaygılarla müdehaleler edilmiş tescilli yapılar, dükkanlar ve araçlar almıştır.</p>
<p>Alanın 2020 yılında yarışmaya açılması ve 2021 yılında kamulaştırma süreci başlamasının ardından, tarihin yeniden gün yüzüne çıkarılmasının, kamusal değerinin geri kazandırılması amaçlanan ortak mirasımız için proje çalışmaları başlamıştır.</p>
<p>*Bu yapı blokları arasında modern mimarlık tarihinde yer etmiş, 1967 yılında yine bir yarışmayla inşa edilen Şevki Vanlı'nın kıymetli yapısı Merkez Bankası Binası da yer alıyordu. Yürek sızlatan yıkımı, kamulaştırma kararı henüz alınmadan önce, yarışma sonuçları ilan edilmeden 'depreme dayanıksız' olduğu gerekçesiyle gerçekleştirilen yapının kentsel tasarım projesinde rekonstrüksiyonunu önerdiğimizi ve böyle bir değerin tarihin derinliklerine gömülüp gitmemesi için bir takım uğraşlar verdiğimizi belirtmek isteriz. Henüz inşası gerçekleştirilmemiş olsa da parselinin tescilinin devam ettiğini biliyoruz ve şu an yerini boş bıraktığımız yapının hatırda kalması için, giriş kattaki fuaye sınırlarını projede bir zemin izi olarak doğal taşlarla işlediğimiz, hafif buruk, ağaçsız, eksik bir zemin olarak varlığını sürdürüyor.</p>
<p>"Hanlar, kervansaraylar... İşte eski yolculukların sihrini yapan şeyler... Bir kervana katılmak, bir handa gecelemek... Bir gece için tanışmak, ertesi sabah ayrılmak, hayatına bir şey katmak şartıyla görmek..." (Tanpınar, 1985).<br />...<br />Kentin bu güçlü akışının önemli bir kesiti olan Hanlar Bölgesi'ni anlamaya çalışmakla başladık işe. Asıl konu, yeniden tasarlamak, icat etmekten öte; tarihin, kültürün, işlevin, tekniğe dair konularla çakıştırılarak bir katmanlar bütünü olarak yeniden ortaya konulmasıydı.</p>
<p>Ve bu içeriğe dahil olan her taşı, toprağı, yeşili, sokağı, avlusu, duvarı, çeşmesiyle birlikte düşünüp birbirinden ve tarihinden kopuk değil, en küçük parçasından bütüne doğru birbirini besleyen ve birbirini tamamlayan unsurlar olarak ele alma çabasıyla ilerledik.</p>
<p>Öyle ki, en önemli işlerden biri olarak gördüğümüz zemin inşası için kullanılan taşlar, Osmanlı'nın Bursa'ya gelmeden önce beylik olarak var olduğu ve ilk ayak bastığı taşların yer aldığı Söğüt'teki ocaktan çıkarılarak, mümkün olduğunca az işlenerek alana getirilmiştir. Bursa ve Söğüt taşları, Hanlar Bölgesi'nde yapılan kazılarda çıkarılan kayrak taşlarıyla birlikte, iç içe kullanılarak kompozisyona en anlamlı şekilde dahil olmuştur.</p>
<p>Tarihi yapıların alan genelinde oluşturduğu kıymetli ve kendine özgü kent artikülasyonunu, eski harita okumalarından edindiğimiz öğretilerle devam ettirme, bazen boşlukları doldurma, bazen eksikleri olduğu gibi tutup yokluklarıyla hatırlama, bazen güncel yaşamın getirdiği güzelliklerle, yaşanmışlıklarla harmanlama kompozisyonu olarak görüp adım adım işlemeye başladık. Ve fark ettik ki alandaki yoğun eğim zaten alanın parçalanarak ölçeklendirilmesini ve bizi küçük düzlüklere ulaştırmasını zorunlu kıldı. Dolayısıyla anladık ki mevcut yapıların bu serbest düzeni, farklı yönelimleri, kesişimlerinde çıkan ara mekanlarla oluşturduğu kurgu esasında coğrafyanın bir yönlendirmesiydi.</p>
<p>Böylece bir metin yazmaktan ziyade, metinin eksik cümlelerini tamamlar gibi oluşmaya başladı; Han avlularını takiben konumlanan küçük kent avluları, bu avluları bağlayan meydancık sokaklar ve tophaneden akan yeşili karşılayan çınarlar, ıhlamurlar...</p>
<p>Han avlularını takiben coğrafyanın sunduğu avantajları kullanarak yönlenen ve biçimlenen 3 ana meydan; çevresindeki yolları, amfileri, küçük birimleri, oturma duvarlarını yönlendirmektedir.</p>
<p><strong>"3 ANA MEYDAN"</strong></p>
<p>Alanın en kuzeyinde, Cumhuriyet Caddesinin girişinde ve Pirinç Han'ın önünde bulunan Pirinç Han Meydanı, Cemal Nadir Caddesiyle de ilişkilenerek birçok yönden gelen ziyaretçisini karşılayan en hareketli meydandır. Hemen sırtında yer alan Sivil Mimari Örneği, ahşap Türk evi turist karşılama ve sergi evi olarak işlevlendirilmiştir. Ziyaretçisine tam da burada, tarihten gelen bir yapı olarak, alanın tarihini, Bursa'nın değerlerini, bizlere kalan kültürel mirası aktarma sorumluluğunu üstlenmiştir. Mevcut durumda alanın genelinde yaşanan park yeri sorunu, bu sorundan kaynaklanan genişleyen her noktada karşımıza çıkan araç kirliliğini ortadan kaldırmak için Pirinç Han Meydanının altında projelendirilen yeraltı otoparkı, tarihe fazla yanaşmadan, kaldırılan yapı bloklarının sınırında kalarak alanın tamamen yayalaştırılmasında destekleyici görev üstlenir.</p>
<p>Alanın göbeğine doğru ilerledikçe caddeden içeri çekilerek sessizleşen, bir yanında Pirinç Han'ın duvarının, diğer yanında İpek Han'ın, Bakırcılar Çarşısı'nın çevrelediği, İpek Han Meydanı, adeta tarihin ortasında yer alan bir kent avlusuna dönüşür. Bir köşesinde Sarıca Sungur türbesi, hemen yanında 18. Yüzyıla ait tarihi kalıntıların olduğu gezilebilir arkeolojik alanıyla sessizce bilgiler aktarır ziyaretçisine.</p>
<p>Alandaki mevcut kot, her seferinde büründüğü fonksiyonla farklı bir mekansallık yaratır. Bazen bir oturma duvarı olur, bazen bir amfi, bazen bir ağaca saksı oluşturan taş bir duvara dönüşür, kimi zaman birkaç basamak olur, bazen ise meydana ulaşan eğimli bir yol...</p>
<p>Üç ana meydan olarak bahsettiğimiz kent avlularından sonuncusu ise Bakırcılar Çarşısı'nın çıkışını karşılayan 'Çarşı Meydanı'. Çarşının yoğunluğunu seyreltmeyi amaçlayan bu meydan, yakınındaki parkla, meydandaki oturma, dinlenme alanıyla bir duraklama mekanı olarak işler.</p>
<p>Meydana bakan, bir taraftan kota gömülü olan küçük yapı, halkın ihtiyaçlarına yönelik hizmet birimi, tuvalet gibi işlevleri içerisinde barındırır. Bu sayede kendini mümkün olduğunca az gösterecek, tarihin önüne geçmeyecek şekilde konumlanan birim, çarşı girişinde insan ihtiyaçlarına hizmet edecek düz ayak erişilebilir bir mekan oluşturur.</p>
<p>Her meydana konumlandırılan su ögeleri ve çeşmeler, meydanda oturan bir insan için su sesinin önemini vurgular. Sular, Bursa şehrinin oluşumunda o kadar belirleyici bir öneme sahiptir ki, "velhasıl, Bursa sudan ibarettir" söylemi boşuna değildir Evliya Çelebi'nin.</p>
<p><strong>"HİSARLA BAĞ"</strong></p>
<p>Projenin en önemli konularından bir tanesi, belki de esas mesele; bu kıymetli dokuyu varoluşundan bu yana tarihin biriktirdiği etkenleri gözeterek, olmak istediği nihai haline kavuştururken tophane ve kaleyle bağını güçlendirmektir.</p>
<p>Böylesi bir ilişkiyi kurarken, 'yıkım işi' yapılan en büyük iş gibi gözükse de, büyük resimde görmeye çabaladığımız, hanlar ve karşı yamacın arasındaki bağ, bize ölçeği yeniden hatırlatan küçük birimler, meydancıklar, kademeler ve yollarla yeniden kurulur.</p>
<p>Buradaki tarihsel dokunun tamamlanması sürecinde, bağlamı yeniden kurup, 'yer'in bize sunduğu metnin eksik cümlelerini tamamlarken, Söğüt'teki taşın Hanlar Bölgesi'ne kavuşması, Tophane'den gelen yeşil dokunun alanının içine akıtılarak, Bursa'nın kendine özgü ağaç ve bitkilerle yeşil alanları oluşturması. Han avlularının eski haritalardaki gibi tanımlı ama serbest bir örüntüyle kent avluları olarak meydanları tanımlaması ve üzerine eklenen her bir kent ögesi alanın tamamında bu bağı güçlendirmek için iş birliği yapar.</p>
<p><strong>*Sürdürülebilirlik:</strong></p>
<p>Dünyamız iklim kriziyle karşı karşıyayken, projeyi üretirken önemsediğimiz bazı konuları projede uyguladık. Zemin inşası için Bursa taşı ve kente en yakın ocaktan tedarik edilen Söğüt taşı alana getirilerek, kazı sırasında alanda çıkarılan kayrak taşlarıyla birlikte kullanılmıştır. Verneküler yaklaşımın ön planda olduğu tasarımda lojistik kaynaklı oluşabilecek karbon salınımı minimuma indirilirken doğal malzemelerle ısı adası etkisinin oluşumu da engellenmiş olur.</p>
<p>Zeminler döşenirken alanın büyük çoğunluğunda beton imalatı yapılmayarak zeminin geçirimli olması sağlanmıştır. Bu sayede yoğun eğim sebebiyle oluşan taşkın riski minimuma indirilirken, ilkbaharda yeşerip sonbaharda sararan zeminler, 'yaşayan zemin' kurgusuyla iklim geçişlerini en doğal yoldan anlatır.</p>
Thu, 30 Jan 2025 17:49:24 EET
-
Tête-â-Terra
http://www.arkiv.com.tr/proje/t%C3%AAte-a-terra/15157
Emine Merdim Yılmaz
<img src="http://galeri3.arkitera.com/var/resizes/tete-a-terra/Tête-â-Terra 000.jpg.jpeg" width="1000" /><br/>Tasarım Ekibi : Güray Oskay,Çağlar İşbilir,Seda Duran,Can Cumalı,Gizem Akın,Aleyna Türker<br>Mimarlık Ofisi : Mono Earth<br><br>ATÖLYE & Mono Earth tarafından tasarlanan Tête-â-Terra isimli enstalasyon ilk olarak 2023 yılı ekim ayında Dutch Design Week'23 kapsamında Eindhoven'da hayata geçirildi. İkinci yerleştirmenin İstanbul'da yapılması planlanıyor.
<br><br><p>Tête-â-Terra, Atölye Architecture, Mono Earth ve Kalebodur iş birliğinde gerçekleştirilen Türkiye'nin Kapadokya bölgesinin toprakları ile seramik üretiminden çıkan atık parçaların birleştirilip bir yapı bloğuna bu blokların da mekânsal bir deneyime dönüştüğü bir enstalasyondur.</p>
<p>Üç ekibin arasında süregelen diyalog ve ortak inovatif yaklaşımın sonucunda ortaya çıkan ve sürdürülebilir uygulamalara geçiş konusunda daha fazla farkındalık yaratmayı hedefleyen yerleştirme, yüzyıllardır yapı malzemelerini nasıl ürettiğimize bakarak, yenilikçi bir yaklaşımla, çevresel olarak akıllı ve karbon ayak izi düşük bir örnek ortaya koyuyor.</p>
<p>Bu inovatif sürecin sonucunda ortaya çıkan sıkıştırılmış toprak bloklar, bir araya gelerek, kendi hikayesini dinlemeye davet eden bir mekân deneyimine dönüşüyor. Enstalasyonu oluşturan karşılıklı iki duvar rastgele karşılaşmalar için samimi bir mekân tanımlarken, ziyaretçilere kısa bir süre için yavaşlama fırsatı yaratıyor ve bireysel etkileşimi teşvik eden bir ortam yaratıyor. Hızı sürekli artan ilerleme ve teknolojik gelişme tarafından güdülen bir dünyada, pavyon bizi yavaşlamaya ve doğal dünya ile yeniden bağlantı kurmaya davet ediyor.</p>
<p>Geleceğin tasarımı ve tasarımın geleceği ile ilgili bir buluşma olan ve sekiz gün süren Hollanda Tasarım Haftası (Dutch Desgin Week 23') boyunca Strijp-S bölgesinde, Ketelhuisplein'da sergilenen eserde, Kapadokya'nın yedi farklı bölgesinden toplanmış topraklarla oluşturulan 1200 adet blok, boşluklu bir duvar örgüsü içerisinde, harçsız bir şekilde bir araya gelerek geçici bir yapıya dönüşüyor. Metal bir iskelet ve ahşap bir platform üzerinde yükselen duvarların zeminle olan bağlantısı ise tekrar eden metal gergi sistemlerle sağlanıyor. Bu sayede yerleştirmenin farklı mekân ve lokasyonlardan yeniden deneyime açılması planlanıyor. Geçici bir sergi olarak tasarlanan yerleştirme 2023 yılında Eindhoven'da Türkiye'yi temsilen Dutch Design Week 23 ziyaretçileri ile 22 Ekim – 28 Ekim 2023 tarihleri arasında buluştu. Yerleştirmenin ikinci ayağının bu yıl İstanbul'da gerçekleşmesi planlanıyor.</p>
<p>Detaylı bilgi için <a href="https://atolye.io/tete-a-terra/">https://atolye.io/tete-a-terra/</a> adresini inceleyebilirsiniz.</p>
<ul class="infos">
</ul>
Thu, 30 Jan 2025 17:27:57 EET
-
Müze Gazhane İklim Müzesi
http://www.arkiv.com.tr/proje/muze-gazhane-iklim-muzesi/15156
Emine Merdim Yılmaz
<img src="http://galeri3.arkitera.com/var/resizes/muze-gazhane-iklim-muzesi/020_dox_İklimMü[email protected]" width="1000" /><br/>Tasarım Ekibi : Dicle B. Özdemir,Kadir Uyanık<br>Mimarlık Ofisi : do[x]architecture<br><br>Temmuz 2021'de Müze Gazhane adıyla kamusallaştırılan Hasanpaşa Gazhanesi'nin gaz temizleme tesisi olarak kullanılan iki binası do[x]architecture tarafından İklim Müzesi olarak yeniden işlevlendirildi.
<br><br><p><strong>Tasarımcılar Projeyi Anlatıyor:</strong></p>
<p>1892 yılında Anadolu Yakasının enerji ihtiyacını karşılamak üzere kurulan Hasanpaşa Gazhanesi, 1993 yılında mevcut ihtiyacı karşılayamaması ve doğalgaz kullanımının yaygınlaşması sebepleriyle fabrika görevini tamamlayarak kapatıldı ve tasfiye edildi. Geçirdiği dönüşüm ile 130 yıl sonra, Temmuz 2021'de Müze Gazhane adıyla kamusal bir alan olarak kent hayatına katıldı. Müze Gazhane'nin iki binasında yer alan İklim Müzesi ise ikinci binanın da tamamlanmasıyla Mayıs 2023'te ziyarete açıldı. Gazhane'nin gaz temizleme tesisi olarak kullanılan iki binası bu proje kapsamında kalıcı sergi/müze yapıları olarak yeniden işlevlendirildi ve müze teması 'İklim Krizi' olarak belirlendi. Son yıllarda etkilerinin hızla hissedildiği iklim krizi konusunu merkezine alan İklim Müzesi'nin sergileme senaryosu ve müze/sergi tasarımı projelendirilerek hayata geçirildi.</p>
<p><strong>Genel Yaklaşım</strong></p>
<p>Dönemin fosil yakıttan (kömürden) enerji üreten hava gazı fabrikası Hasanpaşa Gazhanesi'nin müze binalarında, iklim krizine, krizin doğal ve insan kaynaklı sebeplerine ve yıkıcı sonuçlarına yer veren İklim Müzesi yer alır. Toplamda iki binaya yayılan sergi, endüstri devrimi ile hızla artan fosil yakıt (kömür, petrol, doğalgaz) kullanımına ve bir fabrika yapısı olan Gazhane'nin bu süreçteki yerine odaklanır ve mekanın kendi eleştirisi için bir zemin yaratır. İklim farkındalığı ve savunuculuğu için dönüştürücü potansiyele sahip Müze, ziyaretçileri iklim gerçeklerini keşfetmeye davet eder ve iklim krizinin yıkıcı sonuçları ile yüzleşmelerini sağlar. Sergide, müze deneyimini daha erişilebilir ve kapsayıcı hale getirmek için bilgi verici görseller ve etkileşimli alanlar yer alır. Ziyaretçiler, yükselen deniz seviyeleri, aşırı hava olayları, eriyen buzullar ve yangınlar gibi iklim krizi etkilerini simüle eden etkileşimli sergiler aracılığı ile iklim krizini deneyimleyebilir ve gerçek zamanlı verilere/bilgilere ulaşabilirler. İklim değişikliğinin etkilerini yansıtan fotoğraflar, video projeksiyonlar, belgeseller ve iklim bilimciler ile yapılan röportajlar ise ziyaretçilere iklim değişikliği ile ilgili güçlü bir deneyim sunar.</p>
<p>Müze Gazhane'nin yeni işlev şemasında atölye ve etkinlik alanları ile entegre çalışabilecek şekilde konumlandırılan İklim Müzesi, bu mekanlar aracılığı ile ziyaretçilerin araştırmacılar ve aktivistler ile bir araya gelmesini sağlar, iklim kriziyle mücadelede toplum katılımı ve iş birliğinin önemine vurgu yapar, eyleme geçilebilecek stratejilerin geliştirilmesine olanak tanır ve diyaloğu teşvik eder.</p>
<p><strong>Sergi Tasarımı</strong></p>
<p>Gazhane'nin düşey fırın binalarına ek olarak ve aynı dönemde inşa edilmiş olan gaz temizleme binaları, içerisinde kömürden üretilen gazın kimyasallardan ve partiküllerden arındığı büyük makinelerin, boruların ve süzgeçlerin yer aldığı makine binalarıdır. Her iki binada da günümüze ulaşan makineler ve beton makine kaideleri bulunmaktadır. Sergi tasarım yaklaşımını ise mevcut yapılara, yapıların içerisindeki makinelere ve kaidelere minimum noktada temas kaygısı oluşturur. Bu yaklaşım ile kendi taşıyıcı sistemini oluşturarak tüm yapıyı dolaşan, içerik ve senaryonun gerektirdiği bilgi alanlarına ve etkileşimli sergilere olanak tanıyan, hızlıca üretilip montajı yapılabilen esnek bir sergi tasarımı geliştirildi. İklim krizi konusunda değişen ve güncellenen verilere adaptasyonu sağlamak üzere tasarımda yer alan bilgi panolarının strüktüre asılması ve strüktürden kolayca ayrılmasını sağlayan bir sistem geliştirildi. Bu şekilde verilerin her yıl güncellenmesi gerekse bile atık malzeme oluşumu ortadan kaldırıldı. Doğal ışık kontrolünün zor olduğu endüstriyel yapılarda her bir sergi bölümü kendi aydınlatma çözümü ile ele alındı. Sergi strüktürü için sürekliliği sağlayan metal boru profil, bilgi panoları için mdf paneller kullanıldı. Mekanın zemin ve duvar malzemeleri/renkleri endüstriyel karakteri devam ettirecek nitelikte tercih edilerek serginin mekandan ayrışması ve sürekliliğinin algılanabilir olması sağlandı.</p>
<p>Sergi İçerik: Prof. Dr. Levent Kurnaz, Dr. Ümit Şahin<br />Görsel – İşitsel Proje Yapım: Map Global</p>
Thu, 30 Jan 2025 15:57:53 EET
-
Cumhuriyet Müzesi
http://www.arkiv.com.tr/proje/cumhuriyet-muzesi/15155
Emine Merdim Yılmaz
<img src="http://galeri3.arkitera.com/var/resizes/cumhuriyet-muzesi/01.jpg.jpeg" width="1000" /><br/>Tasarım Ekibi : Dicle B. Özdemir,Kadir Uyanık<br>Mimarlık Ofisi : do[x]architecture<br><br>İBB Miras tarafından restorasyonu yapılan Taksim Maksemi, do[x]architecture tarafından yeniden işlevlendirilerek Cumhuriyet Müzesi olarak açıldı.
<br><br><p>Taksim Meydanı'nın simge yapılarından olan Taksim Maksemi, İBB Miras ekibinin kapsamlı restorasyonu ile kent hayatına kazandırıldı. Müze olarak yeniden işlevlendirilmesi kararlaştırılan Taksim Su Deposu ise 'Cumhuriyet Müzesi' olarak 8 Haziran 2024'te ziyarete açıldı. Cumhuriyet dönemi boyunca yaşanan toplumsal, kültürel ve siyasi değişimlere dair bir anlayış sunmayı hedefleyen Cumhuriyet Müzesi'nin mekan ve sergi tasarımı projelendirilerek hayata geçirildi.</p>
<p>Müze, ziyaretçilerine 1923 yılında kurulan Cumhuriyet'in temel değerlerine ve tarihsel dönüşüm sürecine dair kapsamlı bir anlatı sunar. 13 alt temadan oluşan sergi, Kurtuluş Savaşı'nın sona ermesi ile başlayan erken Cumhuriyet tarihine dair fotoğraflar, filmler, gazete haberleri, arşiv belgeleri ile özel koleksiyonlardan önemli parçalar barındır. Sergide, müze deneyimini daha erişilebilir ve kapsayıcı hale getirmek için bilgi verici görseller, geniş grafik anlatımlar ve etkileşimli alanlar yer alır.</p>
<p>I.Mahmud tarafından 1732 yılında inşa ettirilen Taksim Maksemi, yıllar boyunca şehrin su ihtiyacını karşılamıştır. Maksem'in arkasında yer alan Taksim Su Deposu dikdörtgen planlı ve 24 hücreden oluşmaktadır. Birbirinin aynı olan ve hem doğrusal hem de paralel aksta kemerli geçişlerle birbirine bağlanan bu hücreler sergi senaryosunun mekana yerleşiminde bir potansiyel olarak değerlendirilir. Serginin alt temaları bu hücreler arasında yayılım gösterir. Hücreler arasındaki kemerli geçişler sergi sisteminin ana elemanlarından biri olan kemerli yapısal eklemeler ve tüneller ile ziyaretçi sirkülasyonu için devamlılık sağlarken bazı bölümlerde serginin sahnesi olarak davranır. Yapı boyunca devam eden 'korkuluk' (metal profil) ise ziyaretçi ile yapı arasına bir mesafe koyar ve sergi sisteminin ana taşıyıcısını oluşturur. Tüm sergi içeriği (fotoğraflar, ekranlar, bilgi panoları, etiketler, yönlendirme elemanları ve aydınlatma) bu profilin üzerine asılırken hem yapıya minimumda temas eder hem de her hücrede dinamik bir sergi sistemi oluşturur. Ana sergi birimleri ise Cumhuriyet Bayramlarının vazgeçilmezi olan 'tak' tasarımının bir yorumu olarak ele alınır. Her bölümde ziyaretçi ile farklı formlarda ve geometride iletişim kurarken üzerinde birden fazla sergileme tekniğini barındırır. Dönemin fotoğrafları, gazete yazıları, filmler ve serginin özel koleksiyonundan parçalar bu birimlerde farklı derinliklerde bir araya gelir ve her temanın kendi kompozisyonunu oluşturmasını sağlar. Bu sergi birimleri katmanlı sergi sahneleri oluşturarak mekansal derinlik de sağlar.</p>
<p>Serginin ana malzeme ve renk kararları yapının tuğla dokusu ile kontrast yaratacak şekilde kurgulanır. Serginin ana malzemelerini ahşap panel ve metal profil oluştururken tüm malzemelerde ve grafik anlatım yüzeylerinde siyah renk ile hem sergiye bir fon oluşturulur hem de sergi birimlerinin yapıdan ayrışması sağlanır.</p>
<p>Yapının Tarlabaşı Bulvarı tarafına bakan cephesinde ise teknik ekipmanlar için özel bir tasarım hayata geçirilmiştir. Delikli metal levhalardan oluşan paneller aralıklı ve açılı yerleştirilerek cephede hareketli bir yüzey elde edilir. Gün boyunca ışığı farklı açılarda kıran ve yansıtan bu dinamik yüzey, Taksim Meydanı'nın barındırdığı hareket ile yaklaşık 300 yıl öncesine tarihlenen yapı arasında bir diyalog kurar.</p>
<p>Sergi İçerik: Doç Dr. Arzu Varlı, Doc. Dr. Eray Yılmaz, Dr. Murat Koraltürk, Cengiz Kahraman</p>
<p>İllüstrasyon: Kadir Uyanık</p>
<p>Görsel-İşitsel Proje Yapım: Küp Prodüksiyon</p>
Thu, 30 Jan 2025 15:48:13 EET
-
Zenel
http://www.arkiv.com.tr/proje/zenel/15154
Emine Merdim Yılmaz
<img src="http://galeri3.arkitera.com/var/resizes/zenel/101502-preview_low_5649-3_101502_sc_v2com.jpg.jpeg" width="713" /><br/>Tasarım Ekibi : Alper Aytaç<br>Mimarlık Ofisi : Aytaç Architects<br><br>Aytaç Architects tarafından tasarlanan Zenel, İstanbul'un Erenköy semtinde yer alıyor.<br><br><p>Bağdat Caddesi'nin ızgara kurgusunu ve kullanıcı konforunu ön planda tutarak çevresiyle dinamik ilişkiler kuran yenilikçi bir apartman binası olarak öne çıkıyor.</p>
<p>14 katlı konut binası, Bağdat Caddesi'ne yakın, 1.138 m²'lik bir arazi üzerinde yükseliyor. Yapının tasarımı, Bağdat Caddesi'nin doğu-batı eksenindeki ızgara düzenine uyumlu bir şekilde kurgulanmış, ancak bina kitlesi güneydeki Adalar manzarasına yönlendirilmiş.</p>
<p><strong>Bağlamsal Olarak Benzersiz Bir Tasarım</strong></p>
<p>Bu tasarım yaklaşımı, binanın Bağdat Caddesi ızgarası ile Adalar manzarası arasında bir ilişki kurmasını sağlayarak, kütlenin yukarıdan aşağıya doğru dönmesine olanak tanıyor.</p>
<p>Bu hareket, dış mekanda engebeli ve yıpranmış bir doku, iç mekanda ise bozulmamış ve cilalı bir kristalize kaya etkisi yaratıyor.</p>
<p>Zenel, zemin seviyesinde yer alan ve yapının çevresini tanımlayan bir yansıtma havuzuyla çevrelenmiş. Bu havuz, hem bir hendek işlevi görerek yapıyı çevredeki şehir dokusundan görsel olarak ayırıyor hem de tasarıma sınır tanımlayıcı bir nitelik kazandırıyor.</p>
<p><strong>Bir Konfor Kozası</strong></p>
<p>Zenel'de yer alan her daire, komşu binalara yönelen yan cepheleri sayesinde şehri çerçeveleyen benzersiz bir görüş sunarken aynı zamanda sakinler için mahremiyet sağlayan bir tasarım yaklaşımı sergiliyor.</p>
<p>Her daire, binanın karbon ayak izini önemli ölçüde azaltan havadan suya ısı pompası sistemiyle ısıtılıyor ve soğutuluyor.</p>
<p>Zenel'in yenilikçi yan cepheleri, sakinleri şehrin farklı noktalarına konumlanmış cep telefonu direklerinden yayılan potansiyel olarak zararlı elektromanyetik radyasyondan korumak amacıyla ileri teknoloji çözümleriyle donatılmış.</p>
<p>Ayrıca, gümüş kaplamalı cam cepheler ile birlikte bu yan cepheler, bina çevresinde koruyucu bir Faraday kafesi etkisi yaratarak elektromanyetik izolasyon sağlıyor.</p>
Thu, 30 Jan 2025 14:46:37 EET
-
L'avare Alice
http://www.arkiv.com.tr/proje/lavare-alice/15153
Emine Merdim Yılmaz
<img src="http://galeri3.arkitera.com/var/resizes/lavare-alice/beluga_lavare_alice-1.jpg.jpeg" width="1000" /><br/>Tasarım Ekibi : Ergün Yıldırım,Yusuf Zamani,Ömer Enes Şen<br>Mimarlık Ofisi : Beluga İç Mimarlık<br><br>Beluga İç Mimarlık tarafından tasarlanan "L'avare Alice" projesi, Ankara'da yer alıyor.
<br><br><p><strong>Lavare Alice Projesi: Fantastik Dünyanın Kapıları ve Dinner Theatre Deneyimi</strong></p>
<p>Lavare Alice Projesi, Alice Harikalar Diyarında evrenini fiziksel bir mekâna dönüştürerek ziyaretçileri büyüleyici bir yolculuğa çıkaran eşsiz bir deneyim sunuyor. Bu proje, mimari tasarımın, sanatın, gastronominin ve hikaye anlatımının kusursuz bir birleşimi olarak hayata geçirilmiştir.</p>
<p>Mekâna adım atan ziyaretçiler, görsel bir illüzyon olarak tasarlanmış dev bir müzik kutusunun içinden geçerek masalsı bir dünyaya adım atar. Bu büyülü geçiş noktası, mekânın hayal gücünü harekete geçiren atmosferini hemen hissettirir. Ardından, sanatçılar tarafından titizlikle hazırlanmış dev kitap heykellerinin bulunduğu "Merak Odası"na ulaşılır. Optik yanılsamalı duvarlar ve gizli geçitlerle zenginleştirilen bu alan, ziyaretçilere keşif duygusu yaşatır. Kitapların büyüleyici tasarımı, hikayenin derinliklerine doğru bir yolculuğa davet eder.</p>
<p>Mekânın en dikkat çekici unsurlarından biri, sahnenin merkezinde yer alan Dev Mantar Bardır. Bu tasarım, Alice Harikalar Diyarında dünyasının sürreal öğelerini fiziksel olarak hayata geçirir. Barın devasa yapısı ve detaylı dokuları, ziyaretçileri başka bir boyuta taşır. Işıklandırma, mantarın etrafını sarmalayarak sıcak ve büyüleyici bir atmosfer yaratırken, barın çevresindeki ses efektleri mekânın fantastik doğasını tamamlar.</p>
<p>Gastronomi deneyimi, Lavare Alice Projesi'nin en güçlü yanlarından biridir. Özenle tasarlanmış bir dünya mutfağı menüsü sunan mekân, damak zevkine hitap eden lezzetlerle fantastik bir hikaye anlatımı yaratır. Menüde yer alan yemekler, Alice Harikalar Diyarında temasını yansıtan yaratıcı sunumlarla dikkat çeker. Mutfak, hem klasik hem de çağdaş dünya lezzetlerini bir araya getirerek ziyaretçilere unutulmaz bir gastronomik şölen sunar.</p>
<p>Projede yer alan diğer unsurlar da mekânın fantastik havasını pekiştirir. Animatronik Bilge Tırtıl Absolem, hem görsel hem de işitsel bir etkileşim sunarak ziyaretçilere bilgelik ve rehberlik temalarını işler. Cheshire Kedi'nin ışık oyunlarıyla beliren gözleri mekâna gizem katar ve ziyaretçileri sürekli şaşırtır. Mekânın ikonik Beyaz Bilge Ağacı ise ışıklandırması ve organik tasarımıyla doğayı ve saflığı sembolize eder.</p>
<p>Dinner Theatre deneyimi, bu fantastik dünyanın merkezinde yer alır. Kraliçenin Sarayı, ışık ve ses efektleriyle sahneye dönüşerek dinamik bir performans alanı yaratır. Ziyaretçiler, masalarında otururken görsel bir şölenin, tiyatro sanatının ve dünya mutfağının bir araya geldiği eşsiz bir deneyime şahit olur. Mad Hatter'ın renkli şapkaları, sahnenin sürreal atmosferini pekiştirirken, zamanın büküldüğü algısını güçlendirir.</p>
<p>Lavare Alice Projesi, mimari tasarım, sanat, gastronomi ve performans sanatını birleştirerek her detayıyla büyülü bir dünya yaratır. Dev Mantar Bar, Kraliçenin Sarayı sahne tasarımı, dünya mutfağı lezzetleri ve diğer detaylarla bu mekân, fantastik bir yolculuk için eşsiz bir platform sunar."</p>
Thu, 30 Jan 2025 14:13:33 EET
-
Volu-te Mikro Yaşam Birimi
http://www.arkiv.com.tr/proje/volu-te-mikro-yasam-birimi/15151
Emine Merdim Yılmaz
<img src="http://galeri3.arkitera.com/var/resizes/volute/con_01.jpg.jpeg" width="1000" /><br/>Tasarım Ekibi : Ahmet Yaymanoğlu,Aysima Akın,Damla Kaleli,Dilek Yürük,Ebru Şahinkaya,Eda Yavaş,İlayda Baydemir,Sena Hut,Nur Gülgör,Zeynep Ulusoy<br>Mimarlık Ofisi : Alter8<br><br>Alternatif Mimarlık Pratikleri (AAP, Mef Üniversitesi) ve Alter8 tarafından tasarlanan "Volu-te, Mikro Yaşam Birimi", İstanbul'da yer alıyor.
<br><br><p>viVolu-te*, İstanbul gibi metropoller için özel olarak tasarlanmış bir geçici yaşam birimidir. Şehirdeki artık alanlara kolayca uyum sağlayan ve gerektiğinde iz bırakmadan taşınabilen dikey ve tamamen prefabrike bir yapıdır. Proje, metropolde küçük ölçekli yaşam birimlerinin aktif bir ağ oluşturma potansiyelini araştırmaktadır. Çoğu çağdaş örneğinin aksine Volu-te tek bir birim olarak tasarlanmamıştır, bir ağ sistemi önermektedir. Bu önerisiyle, mikro olmanın avantajlarını kullanır ve sistem oluşturmanın gücünden yararlanır.</p>
<p>Projenin iç mekan kurgusu; beslenme, çalışma, temizlenme ve uyuma gibi temel insani ihtiyaçların karşılanması üzerine tasarlanmıştır. Bu eylemler, dikey yapı boyunca kullanıcının günlük rutinleriyle ilişkili olarak farklı kotlara ayrılmıştır. Böylece mekanlar katlar ile koparılmadan seviyelere kompakt olarak yerleşir. Kullanıcı, yapının kabuğunu takip eden merdiven seviyeleri ile mekanı deneyimler.</p>
<p>Volu-te, minimal enerji politikalarını uygulamayı amaçlamaktadır ve çevresindeki ekosistemi bir bütün olarak değerlendirmektedir. Tasarımın öncelikli amacı, taban alanını en aza indirmek ve içerideki hacmi maksimize etmektir, bu sayede doku aracılığıyla ısı kaybı alanı minimuma indirilmiştir. Birim, iki farklı senaryo için farklı öneriler sunar; şehirde, su ve elektrik için şebeke kullanılırken kırsal alanlarda off-grid alternatifleri üzerine çalışılmıştır.</p>
<p>Birim, kent içi taşıma limitlerine uygun olarak 2.5 m x 6 m boyutlarında tasarlanmıştır. Prefabrik beton kabuk yatay pozisyonda taşınmış ve daha sonra sahada vinç yardımıyla döndürülerek yerleştirilmiştir. Bütün yapı, vinç tarafından kaldırılacak ve yerleştirilecek kadar hafiftir.</p>
<p>Proje, Mef Üniversitesi yüksek lisans programı Alternatif Mimarlık Pratikleri (AAP)’nin bir sonuç ürünüdür. Programda, ilk dönem küçük ölçekli mimarlık üzerine araştırma yapılmıştır ve bu süreç tasarımcılara rehber olabilecek bir açık kaynak kitaba dönüştürülmüştür. İkinci dönem, programın öğrencilerinin yeni bir tasarım önerisi geliştirilmesi ve üçüncü dönem tasarımın uygulanması ile devam etmiştir.</p>
<p>Projenin ilk uygulaması, Mef Üniversitesi bahçesine yerleştirmiştir. Burada, okulun ihtiyaçları dahilinde öğrenci, çalışan ve misafirlerin kullanımına açılmıştır. Beton kabuk, Fibrobeton sponsorluğunda üretilmiştir, projenin iç mekana ait detayları AAP öğrencileri tarafından inşa edilmiştir. 2021’de Volu-te, TÜBİTAK Girişimcilik Destek Programı (1512)’dan hibe almıştır. Bu hibe yardımıyla öğrenciler, Alter8 adında bir tasarım ve araştırma stüdyosu kurmuşlar ve Volu-te özelinde araştırma ve geliştirme faaliyetlerine devam etmişlerdir.</p>
<p><strong>Neden Volu-te?</strong></p>
<p>Dünya nüfusunun yarısından fazlası şu anda şehirlerde yaşamakta ve bu oran her geçen gün artmaktadır. Artan nüfus yoğunluğu, 10 milyondan fazla insanı içeren mega kentleri oluşturmakta ve her yıl yenileri eklenmektedir. Ancak mega kentler, bu talebin oluşturduğu temel ihtiyaçları karşılamakta zorlanmaktadır. Yaşam alanı, en önemli temel ihtiyaçlardan biri olmasına rağmen yüksek arsa ve kira bedelleri şehirlilerin en önemli sorunu haline gelmiştir.</p>
<p>İspanyol mimar Andres Jaque, sürekli hareket halinde olan ve bir yere kalıcı olarak yerleşmeyi reddeden yeni yarı göçebe yaşam tarzının ortaya çıktığını tanımlamak için “Rolling Society” (Yuvarlanan Toplum) kavramını kullanmıştır. Bu durum, şehirde uygun konut bulma zorluğu ve mevcut konut piyasasının değişen ve dönüşen demografik yapıya adapte olamamasından kaynaklanan arz-talep dengesizliği nedeniyle ortaya çıkmaktadır.</p>
<p>Yarı göçebe yaşam tarzı, aynı zamanda iş alanları, ulaşım ve kafeler gibi ev dışındaki günlük yaşam alışkanlıklarını da içerir. Genç yetişkin bir çalışanın bir günde ortalama olarak evde geçirdiği saat 9.5 saattir ve bu sürenin %73’ü uyumakla geçer. Bu durum yaşam alanlarımızda aslında gerçekten ne kadar alana ihtiyacımız olduğu sorusunu gündeme getirmektedir.</p>
<p>Volu-te bu soru bağlamında ve yeni toplum alışkanlıklarına uyum sağlayabilme potansiyeli ile bir öneri olarak ortaya çıkmıştır. Proje, mimari kurgusu ve önerdiği kentsel ağ sistemiyle, günümüz genç yetişkinlerinin de arasında bulunduğu “Rolling Society” için geçici bir konaklama mekanı sunar.</p>
<p>Volute* (Volüt):</p>
<p>1.Spiral biçimli bir pompa parçası; Pompanın volüt kısmı çark tarafından basılan suyu toplamakta ve hız enerjisini potansiyel (basınç) enerjisine dönüştürmektedir.</p>
<p>2.Spiral bir eğri veya eğriler oluşturma</p>
Wed, 11 Dec 2024 09:37:19 EET